Devrim Sarısoy tarafından hazırlanan biyoloji konu anlatımlı kitaplar. Lise düzeyinde 9 - 10 - 11 - 12 TYT ve AYT Sipariş Tel: 05057413455

19 Ekim 2020 Pazartesi

ENDOKRİN SİSTEM (HORMONAL SİSTEM) 2020-2021



Yunanca kökenli bir kelimedir.
Uyarmak, canlandırmak anlamındadır. 
İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı olarak tanımlanır.
Endokrin organlar hipofiz, böbrek üstü bezleri, tiroit, paratiroit, gonatlar gibi kanalsız iç salgı bezlerinde sentez edilen ve kanla taşınarak gittikleri belli hedef doku hücrelerinde etki gösteren organik bileşiklerdir. 
Fakat hormon tanımına uymayan, ama hormon etkisi gösteren bileşikler de vardır. Hipotalamik düzenleyici hormonlar, antidiüretik hormon, oksitosin, prostaglandinler, gastrin, sekretin, somatostatin, anjiotensin örnek verilebilir.


HORMON:

  • Yunanca kökenli bir kelimedir.
  • Uyarmak, canlandırmak anlamındadır. 
  • İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin vb. fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı olarak tanımlanır.
  • Endokrin organlar hipofiz, böbrek üstü bezleri, tiroit, paratiroit, gonatlar gibi kanalsız iç salgı bezlerinde sentez edilen ve kanla taşınarak gittikleri belli hedef doku hücrelerinde etki gösteren organik bileşiklerdir. 
  • Fakat hormon tanımına uymayan, ama hormon etkisi gösteren bileşikler de vardır. Hipotalamik düzenleyici hormonlar, antidiüretik hormon, oksitosin, prostaglandinler, gastrin, sekretin, somatostatin, anjiotensin örnek verilebilir.

ENDOKRİN SİSTEM (HORMONAL SİSTEM):

  • Latince hormon sözcüğü (hormaein) uyarmak harekete geçirmek anlamındadır.
  • Hormonları inceleyen tıp dalına ‘‘endokrinoloji’’ adı verilir.
  • Hormonlar, iç salgı bezleri (endokrin bez) tarafından salgılanan ve kan yolu ile ulaştıkları doku ve organlarda  fonksiyon düzenleyici bir etki meydana getiren organik bileşiklerdir.
  • Etki ettikleri dokulara ‘‘hedef doku’’ denir.
  • Bazı hormonlar genelin aksine lokal olarak etki yapar.
  • Asetilkolin lokal olarak da etki yapar, sinir uçlarından salınır
  • Sindirim sisteminde onikiparmak bağırsağının duvarından salınan sekretin ve koesistokinin  lokal etki gösterir.
  • Diğer hormonlar özel bir bezden kana salındıktan sonra kan yolu ile hedef dokuya taşınır.
  • Hedef dokuda bazı fizyolojik olayları düzenler dış ortam koşullarına karşı vücut içinin kararlı olmasını sağlar (Homeostazi)
  • Hormonların etkileri nöronların yaptığı etkilere göre yavaş ve uzun sürelidir.

HORMONLARI ÖZELLİKLERİ:

  • İç salgı bezlerinden üretilerek kana geçer ve uyaracağı hücreye kan yoluyla taşınır.
  • Etkilerini gösterebilmeleri için belli değerde olmaları gerekir. Değerin altında olunca etkileri olmaz.
  • Kanda miktarları az olmasına karşın yüksek derecede fizyolojik etkiye sahiptirler.
  • Bazıları geniş bir hücre grubuna etkiler, bazıları sınırlı hücre grubunu etkiler. Örnek: Tiroit bezinden salgılanan tiroksinin hedef organı bütün vücut
  •  Hipofiz bezinden salgılanan TSH (Tiroit uyarıcı hormon) yalnız tiroit bezini etkiler.
  • Aynı endokrin bezden salgılanan farklı hormonlar aynı organlar üzerinde etkiler gösterebilir
  • Farklı bezlerden salgılanan farklı hormonlar aynı organ üzerinde benzer etkiler gösterebilir.

İnsanda hormonları oluşturan yapılar.
Aminoasit türevi ,
Protein
Steroit

 


HORMONLARIN HEDEF DOKUYA ETKİ ETME MEKANİZMALARI

İNSANDA ENDOKRİN SİSTEM:
Epifiz
Hipotalamus
Hipofiz
Paratiroit
Tiroit 
Timüs
Pankreas
Böbrek Üstü Bezi
Eşeysel bezler (Yumurtalık, Testis)




HİPOFİZ BEZİ:
  • Kafatasında hipotalamustan bir sapla ayrılış, 0,6 gram ağırlığında ve nohut büyüklüğünde bir bezdir.
  • İki lobdan oluşur. Loblar hep yapısal hem de işlevsel açıdan farklıdır.
  • Ön lob embriyonik dönemde ağız içinden, arka lobu beynin uzantısından oluşur.
  • Ön lob kendi ürettiği hormonları doğrudan kana verir.
  • Hipotalamus tarafından salgılanan salgılatıcı (ReleasingFactor-RF) ve durdurucu (İnhibiting) hormonlar, hipofiz bezinin ön lobunu kontrol eder.
  • Hipotalamus, bu hormonları kısa bir damarla ile hipofize iletir.
  • Arka lob hormon üretmez, Hipotalamusta üretilen hormonlar, hipofizin arka lobuna getirilerek buradan salgılanır.
  • Sinir sistemi ile endokrin sistem homeostaziyi düzenlerken birbirleri ile ilişki içindedir.
  • Bunun en iyi örneği hipotalamus ile hipofiz bezi arasındaki ilişkidir.


A.Hipofiz Bezinin Ön Lob Hormonları:

TSH(Tiroit Uyarıcı Hormon):

  • Tiroit bezinin hormon salgılamasını düzenler
  • TSH fazla salgılanırsa tiroit bezi aşırı uyarılır, bölünerek hücre sayısını arttırır.

ACTH(Adrenokortikotropik Hormon):

  • Böbrek üstü bezinin kabuk kısmını uyarır
  • Krotizolve Aldesteron hormonlarını salgılatır.(Steroit yapılıdırlar)
STH (Somtotropin – Büyüme Hormonu)
  • Kemikler, kaslar ve kıkırdak başta olmak üzere büyüme yeteneğindeki tüm organları uyarır.
  • Metabolizmayı doğrudan etkiler.
  • Protein sentez hızını arttırır.(Kas yapımı artmış olur)
  • Büyüme döneminde az salgılanırsa cücelik, çok salgılanırsa devlik olur.
  • Büyüme dönemi sonrasında hipofiz tümörleri nedeniyle STH’nin çok salgılanması kemiklerin büyüme plakları (kemik epifizleri) kapandığı için kapandığı için kemikler enine büyür.. El, ayak, alın ve alt çene kemiğinin orantısız büyümesine neden olan akromegali hastalığı olur. 
FSH(Folikül Uyarıcı Hormon):

  • Kadınladamenstrual döngü sırasında foliküllerin büyümesini sağlayarak oogenezle yumurta üretimini etkiler.
  • Erkeklerin testislerde spermatogenezle sperm üretilmesini sağlar.

LH(Lüteinleştirici Hormon):

  • Kadınlarda ovulasyona neden olarakfolikül içindeki yumurtanın döllenme kanalına gönderilmesini sağlar.
  • Bu durumda bozulan folilkülünkorpusluteuma dönüşümü başlatılmış olur.
  • Korpusluteumdan östrojen ve progesteron hormonları salgılanır.
  • LH, erkeklerde testislerden testosteron hormonunun salgılanmasını sağlar.
  • FSH ve LH hormonları, üreme organlarını (gonadlar) etkilendiği için ‘‘ gonadotropinler’’ olarak adlandırılır.

LTH (Lüteotropik Hormon – PRL (Prolaktin):

  • Kadınlarda hamilelik sırasında süt bezlerinin gelişmesini, süt üretimini ve salgılanmasını sağlar.
  • Annelik duygusunun oluşumunda etkilidir.

MSH (Melanosit Uyarıcı Hormon):

  • Derideki melanosit hücrelerini uyararak melanin pigmentinin üretimini teşvik eder.
  • Melaninle derinin koyulaşmasını sağlayarak derinden zararlı ışınların geçmesine engel olur.Deri altı dokular korunur.

B.Hipofiz Bezinin Arka Lob Hormonları:

  • Direk arka lobda sentezlenmezler.
  • Hipotalamusta sinir hücreleri tarafından sentezlenirler.
  • Sinir aksonları ile hipofizin arka lobuna getirilip buradan kana verilir.

ADH (Anti Diüretik Hormon – Vazopressin):

  • Protein yapılıdır.
  • Kanın osmotik basıncının ayarlanmasında  görev alır.
  • Kanda su azaldığında kan osmotik basıncı artar.
  • Bu durum hipotalamustakiosmoreseptörleri uyarır.
  • Hipotalamus ADH üreterek hipofizin arka lobundan kana verilmesini sağlar.
  • ADH, kanla böbreklere taşınır.
  • Böbrek kanallarından idrarla atılan suyun geri emilimini sağlar.
  • Hipotalamus susama merkezidir.( Bir taraftan suyun böbreklerden geri emilimini sağlar, diğer taraftan su içme isteği oluşturarak su içme davranışına neden olur.)
  • ADH az salgılanırsa böbreklerden su emilimi azalır
  • Günlük çıkılan idrar miktarını arttırır. Oluşan durum şeker hastalığı belirtilerine benzer. Bu hastalığa şekersiz şeker hastalığı denir.

OKSİTOSİN:

  • Kadınlarda doğum sırasında salgılanır.
  • Rahimdeki düz kasların kasılmasını sağlayarak doğumu kolaylaştırır.(Doğum sancısı)
  • Doğumdan sonra süt bezlerinden süt salgılanmasını sağlar.
  • Bebeğin anneyi emmesi ile göğüsten alınan uyarılar oksitosin salınımını devam ettirir.
  • Bu durum bebeğin anneyi emmeyi bırakması ile sonlanır.



2.TİROİT BEZİ

  • Tüm omurgalılarda bulunur.
  • Gırtlağın hemen altında, soluk borusunun sağında ve solunda yer alan iki parçalı bezdir.
  • Yaklaşık 40 gr ağırlığındadır.
  • Arka yüzeyinde dört parçalı paratiroit bezine yataklık yapar.
  • Kan damarlarının en yoğun olduğu bezdir.
  • Tiroksin ve Kalsitonin hormonlarını salgılar.



a.Tiroksin Hormonu:

  • Yapısında iyot bulundurur, 
  • Amino asit türevlidir.
  • Metabolik hızın ayarlanmasında doğrudan görevi vardır. 
  • Vücudun tüm hücrelerine etki ederek O2 kullanımını artırır, böylelikle besinlerin daha hızlı parçalanmasını ve daha hızlı enerji üretilmesini sağlar.
  • Tiroksin aynı zamanda mitokondri sayısını ve aktivitesini artırır.
  • Salgılanması hipotalamus ve hipofiz bezi tarafından kontrol edilir.
  • Kanda tiroksin miktarı arttırılmak istenirse hipotalamus salgılatIcı hormonla (TRH) ile hipofiz bezini uyarır. Bunun sonucunda hipofiz TSH hormonu ile tiroit bezini uyarır, tiroksin salgılanır.

  • Kilo kaybına neden olur.
  • Büyüme ve gelişme sırasında protein sentezini hızlandırır.
  • Nabız ve tansiyonun artmasına neden olur.
  • Küçük yaşlardaki eksikliği kretenizme (zekâ ve büyüme geriliği),
  • Yetişkinlerdeki eksikliği ise miksodema (uyuşukluk, vücut ısısının düşmesi) neden olur.
  • İyot eksikliğinde aktif şekilde çalışamaz ve hipotalamusa geri bildirim etkisi yapamaz. Bu durumda hipotalamus hipofizi, hipofiz ise tiroit bezini uyarmaya devam eder ve tiroit bezi büyümesi sonucunda basit guatr hastalığı ortaya çıkar.
  • Tiroit bezi, tümör veya farklı hastalıklardan kaynaklanan durumlardan dolayı çok çalışır ve fazla miktarda tiroksin hormonu salgılarsa iç guatr, zehirli guatr veya graves adı verilen hastalık ortaya çıkar.
  • Bu kişilerde aşırı yorgunluk, uykusuzluk, kilo kaybı, sinirlilik hâli, ellerde titreme, gözlerin öne fırlaması, aşırı terleme gibi belirtiler görülür.
  • Zehirli guatr hastalarında halk arasında atom tedavisi olarak bilinen tedavi sürecinde radyoaktif iyotla tiroit bezi küçültülür.


BİLGİ:
Hipertiroidizm:
Normalden fazla tiroksin salgılandığında  
Metabolizma hızı artar.
Vücutta ısı üretimi artar. 
Kilo kaybı görülür. (Çok yediği halde)  
Kan basıncı artar. 
Aşırı sinirlilik durumu görülür. 
Göz küreleri dışarı fırlar. (Graves)  


Kalsitonin Hormonu:

  • Protein yapılıdır.   
  • Kandaki kalsiyum seviyesini ayarlayan bir hormonKandaki fazla kalsiyumun (D vitamini yardımı ile) kemiğe geçmesini sağlar.
  • Ayrıca böbreklere etki ederek kalsiyumun geri emilmesini azaltır ve idrarla daha fazla atılmasını sağlar. Bağırsaklardan da kalsiyumun geri emilimini azaltır.

BİLGİ:Kalsitonin salgısı artan bir insanda; Kemik sertliği artar, kanın osmotik basıncı azalır, bağırsak ve böbreklerden kana emilen kalsiyum azalır.
BİLGİ:Tiroksin hormonu hipofiz denetiminde salınırken kalsitonin hipofiz denetiminde salınmaz.

3.PARATİROİT BEZİ

  • Tiroit bezinin arka yüzeyinde bulunan mercimek büyüklüğündeki küçük dört parçalı bezdir.
  • Parathormon hormonu salgılar.
  • Kalsitonin ve parathormon antagonist (zıt yönde) çalışır.


Parathormon
  • Kalsiyumun kemiklerden kana geçişini, böbreklerden fosforun atılmasını sağlar.
  • Parathormon besinlerle alınan ve deride sentezlenen D vitamininin aktifleşmesini sağlar.
  • Kanda kalsiyum (Ca++)  seviyesi azaldığında salgısı artan parathormon sayesinde kemik dokudan kana kalsiyum geçişi hızlanır.
  • Kalsiyumun börek ve bağırsaklardan geri emilimini arttırır.
  • Böbreklerden fosforun atılmasını hızlandırır ve kandaki fosfor miktarını azaltır.
  • Parathormon miktarının kandaki seviyesi azalırsa kanda kalsiyum oranı da azalır. Bu durum, kaslarda ağrılı kasılmalar ve titremeler şeklinde kendini gösteren tetani hastalığına neden olur.
  • Parathormon miktarının artması ise böbrek taşı oluşumuna neden olabilir.

Kanda kalsiyum yüksek olursa.

Kanda kalsiyum düşük olursa.

Tiroid bezinden kalsitonin salgılanır.

Kandan kemiklere depolanmak üzere kalsiyum geçer.

Böbreklerden kalsiyum geri emilimi azalır.

Bağırsaklardan kalsiyum emilimi azalır.

Kandaki kalsiyum normal düzeye iner.

Paratroit bezinden salgılanan parathormon artar.

Kalsiyum kemiklerden kana geçer.

Böbreklerden kalsiyum geri emilimi artar.

Bağırsaklardan kalsiyum emilimi artar.

Kalsiyum normal seviyeye yükselir.




4.BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER)

  • Her bir böbreğin üst kısmında bulunur, 
  • Üçgen şeklinde,  3 g ağırlığındadır.
  • Böbrek üstü bezleri adrenal bezler olarak da adlandırılır.
  • Bezlerin böbreklerle doğrudan ilişkisi yoktur, böbreklerden bağımsız olarak çalışır.
  • Hipofiz bezi ve sinir sisteminin kontrolünde çalışır.
  • Bu bezler iki kısımdan meydana gelmiştir.
  • Dışta kabuk (korteks) bölgesi, içte öz (medulla) bölgesi bulunur.

I.Kabuk (Korteks) Bölgesinden Salgılanan Hormonlar 
(Adrenal korteks hormonları)

  • Steroit yapılıdır. Kortikosteroitler adı verilir.
  • Hipofiz bezinin adrenokortikotropik hormon (ACTH) salgısı ile uyarılır.
  • Adrenal korteks bölgesinde üretilen hormonlar.
Kortizol, 
Aldosteron 
Eşeysel Hormonlar ( Eşeysel Steroitler)  (Adrenal eşey hormonlar)

a.Kortizol (glikokortikoyitler):

  • Hedef bölgesi karaciğerdir.
  • Glikozun protein ve yağlar gibi karbonhidrat olmayan moleküllerden sentezlenmesini sağlayarak kan şekerini arttırır.
  • Karaciğerdeki glikojen deposunu arttırır.
  • Glikozun oksidasyonunu (yıkımını) önler.
  • Özellikle açlık durumunda gerekli olan enerjinin glikoz yerine amino asit ve yağ asitlerinden elde edilmesini sağlar.
  • Protein ve amino asitler üzerindeki yıkıcı etkisinden dolayı idrardaki azot miktarı artar.
  • Stresli durumlarda salgısı artar.
BİLGİ:
Yaralanan insan bir süre acı hissetmez. Bunu sağlayan kortizol hormonudur. Sinir hücreleri kortizol hormonu etkisiyle acı duyusunu yavaş iletir. 
Yangısal tepkiye yol açan romatizmal hastalıklarda, alerjilerde tedavi amaçlı kortizol kullanılır.
Atletik yaralanmalarda ağrıyı gidermek için de kortizon enjeksiyonları kullanılır.
Bağışıklık sistemini de baskılar.

Kortizol salgısı artan bir insanda; 

Kan şekeri artar. Karaciğerde üre sentezi artar. Böbreklerde süzülme artar. İdrardaki üre artar.

Kortizol eksikliğinde;

Kan şekeri düşer. Nedeni amino asitlerden glikoz yapılamamasıdır. 

Glikoz üretimi azalınca karaciğerdeki glikojen harcanmakta ve depo glikojen bitince de kan şekeri düşmektedir.

b. Aldosteron (Mineralokortikoyitler):

  • Böbreklerden sodyum (Na+) ve klor (Cl-) iyonlarının geri emilimini arttırır. Potasyumun (K+) ise geri emilimini azaltır. Böylece kan basıncı ve hacmi artar.


Aldosteron az salgılanırsa;

Aldosteron çok salgılanırsa;

Kan basıncı düşer, doku sıvısı azalır.

Kanda sodyum ve klor miktarı azalır, potasyum artar.

Kaslarda yorgunluk görülür.

Deride pigment birikimi sonucunda tunç renk oluşur. addison hastalığı denir.

Aldosteron hormonunun salgılanmazsa yaşam biter.

 

Kandaki sodyum ve klor miktarı artar, potasyum miktarı azalır.

Kan hacmi ve basıncı yükselir.

Doku sıvısı miktarı artar. (Ödem oluşur.)

Su içme isteği artar.

ADH salgısı artar.

Potasyum eksikliği nedeniyle sinir hücrelerindeki iletim aksar, kas zayıflaması oluşur.


c.Eşeysel Hormonlar ( Eşeysel Steroitler)  (Adrenal eşey hormonlar)

  • Normalde erkeklerde testislerde salgılanan testosteron (androjen) benzeri hormon ve az miktarda östrojen ve progesteron hormonları salgılanır.
  • Bu hormonlar hem erkek hem de dişi bireylerde salgılanır.
  • Erkek çocuklarda adrenal korteks çok çalışırsa, yetişkin erkek bireylerdeki ses kalınlaşması, kas gelişimi, vücut kıllanması, sakal ve bıyık çıkması gibi özellikler ortaya çıkar.
  • Dişilerde adrenal korteks çok çalışırsa ses kalınlaşır, sakal çıkar ve eşeysel organlar körelir.
II. Öz Bölgesinden Salgılanan Hormonlar (Adrenal medulla hormonları)
  • Böbrek üstü bezlerinin öz bölgesi, sempatik sinir sistemi kontrolünde çalışır.
  • Buradan adrenalin (epinefrin) ve nöradrenalin (nörepinefrin) (dövüş-veya-kaç) adı verilen iki hormon salgılanır.
  • Adrenalin ve noradrenalin hormonları, aşırı sevinç, heyecan, stres, korku, üzüntü durumları yaşandığında salgılanır. Vücudu karşılaştığı zor durumlara karşı hazırlar.
a.Adreanalin (Epinefrin):
  • İskelet kasları ve karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşümünü hızlandırır.
  • Karaciğerden kana glikoz geçmesini hızlandırarak, kan şekerini arttırır. 
(Adrenalin kan şekerini düşük olması durumunda da, yüksek olması durumunda da arttırır.)
  • Yağ hücrelerinden yağ asitlerinin serbest bırakılarak enerji verici olarak kullanılmasını sağlar.
  • Heyecan, korku, stres durumunda salgısı artar.
  • Kalp atış hızını ve kan basıncını arttırır.
  • Kalp, beyin ve iskelet kaslarına giden damarların genişlemesini sağlar.
  • Derideki kılcal damarları daraltır. Bu nedenle korkunca yüzün rengi sararır.
  • Göz bebekleri büyür. Tüyler diken diken olur.
  • Soluk alıp vermeyi hızlandırır.
  • Sindirim sistemi faaliyetlerini yavaşlatır.
  • Kanın pıhtılaşma süresini kısaltır.
b. Noradrenalin (norepinefrin):
  • Adrenaline benzer etkileri vardır.
  • Kılcal damarları daraltır. Kan basıncını arttırır.
  • Nöronların akson uçlarından da salgılanarak nörotransmitter olarak görev yapar.
5. PANKREAS
  • Karın boşluğunda yaprak şeklinde 15-25 cm uzunluğunda 80 g ağırlığındadır.
  • Karma bezdir; hem hormon salgılar hem de sindirim enzimi salgılar
  • Ekzokrin bez olarak sindirim enzimlerini, 
  • Endokrin bez olarak insülin ve glukagon hormonlarını salgılar.

BİLGİ:
Ekzokrin bez özelliğidir.
  • Acinar adı verilen dokusundan sindirim enzimlerini meydana geitirir. Kanal ile (Wirsung) ince bağırsağa boşaltır.
Karboksipeptidaz: Polipeptitleri sindirir.
Tripsinojen
Kimotirpsinojen:  ( İnaktif salınırlar, aktifleştiğinde proteinleri sindirirler)
Lipaz: Yağları sindirir.
Amilaz: Karbonhidratları sindirir.
Nükleaz: Nükleik asitleri sindirir.(DNAaz ve RNAaz)

Şifre:Kardeşim TiribinKime LAN


Endokrin bez özelliği.
Pankreasın %98’ini kaplayan acinar doku içine yerleşmiş  alfa (α)  ve beta(β)  hücrelerinin oluşturduğu  ‘‘ langerhans adacıkları’’ nda   insülin (β (Beta) hücreleri tarafından) ve glukagon ( α (Alfa) hücreleri tarafından) denilen iki hormon salgılanır.



a. İnsülin

  • Pankreasın langerhans adacığındaki beta (hücreleri tarafından salgılanır.
  • Kandaki glikozun vücut hücrelerine geçmesini sağlayarak kan şekerini düşürür.
  • Beyin hücreleri hariç tüm vücut hücrelerinin glikoza geçirgenliğini arttırır.
  • Glikozun fazlasının kas ve karaciğerde glikojen olarak depo edilmesini sağlar.
  • Kas hücrelerinin ve yağ doku hücrelerinin kandan daha fazla glikoz almalarını uyarır.
  • Protein sentezini arttırır.
b.Glukagon:

  • Langerhans adacıklarının alfa hücrelerinden salgılanır.
  • Kanın glikoz seviyesini artırıcı yönde etki yapar.
  • Açlık durumunda kan şekeri düştüğünde salgılanan glukagon, karaciğerde glikojen yıkımını sağlar ve kana glikoz salınımını uyarır, yağ dokularında yağ yıkımını sağlar.
  • Glukagon kas hücrelerinde depo edilen glikojene etki etmez.

Kandaki glikoz miktarının Ayarlanması
  • Kandaki glikoz miktarını adrenalin, insülin ve Glukagon hormonları düzenler.
  • Kandaki şeker miktarını kontrol eden yapılar, pankreas, karaciğer ve böbrek üstü bezleridir.
  • Stres veya vücut zor durumda kaldığında sempatik sinirlerin etkisi ile böbrek üstü bezinin öz (medulla) bölgesinden adrenalin salgılanır. Adrenalin, kas ve karaciğerdeki glikojen yıkımını uyarır. Glikozların karaciğerden kana geçmesini hızlandırır.


  • Kaslardaki glikojeni oluşturan glikozlar fosfat içerdiği için kana geçemezler. Kas hücresinin içinde kullanılırlar. O nedenle kan şekerini yükseltmezler.

BİLGİ:

Glukagon, kortizol, adrenalin bir de STH (büyüme hormonu) hormonları kan şekerini artırır. 

Glukagon ve adrenalin glikojeni glikoza çevirerek, 

kortizol protein ve yağları glikoza çevirerek, 

STH ise yağ kullanımını artırarak kan şekerini yükseltir.

Adrenalin ve insülin hem karaciğer hem de kaslara etki ederken, glukagon sadece karaciğere etki eder.

Şeker Hastalığı (Diabetes mellitus)

  • Kandaki glikozun normal seviyesi 80-90 mg/100 mL’dir. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen Diabetes mellitus, insülin hormonunun yetersiz olması veya hiç olmaması durumunda kan şekerinin normalin üzerinde bulunması durumudur.
  • Şeker hastalığının erken belirtileri; Çok sık idrara çıkma: Kanda aşırı glikozdan dolayı böbreklerden glikoz geri emilemez ve idrarla glikoz atılmaya başlanır. Buna bağlı olarak da glikozun atılması için idrar miktarı artmaktadır.
  • Sağlıklı bireylerin idrarlarında glikoz bulunmaz.
Çok su içme: İlk belirtiye bağlı olarak kaybedilen sudan dolayı vücudun su ihtiyacının artması sonucu oluşur.

Çok acıkma: İnsülin yetersizliğinden dolayı her ne kadar kandaki glikoz oranı fazla da olsa glikoz hücrelere geçemediğinden enerji gereksinimi artar, vücuttaki protein ve yağ depoları kullanılmaya başlanır. İki tip şeker hastalığı vardır:

Tip I Şeker Hastalığı (insüline bağımlı diyabet): 

Daha çok çocuklarda ve 40 yaşın altındaki genç erişkinlerde görülür. 

İnsülin eksikliğinden oluşur. 

Bağışıklık sistemi insülin üreten pankreasın beta hücrelerini tahrip ettiği için insülin yetersizliği oluşur. 

Bundan dolayı Tip I diyebet bir otoimmun hastalıktır. 

Bu hastalar ömür boyu insülin hormonu almak zorundadır.

Tip II diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet): 

Genellikle 45 yaş üstü erişkinlerde ve şişman (obez) kişilerde görülür. 

Tip II şeker hastalığında hedef hücrelerdeki reseptörler insüline karşı gerekli tepkiyi gösteremezler. 

Glikoz reseptörlerinin bozulmasına bağlı olarak glikozun hücrelere girememesi insülin direnci olarak tanımlanır ve yaklaşık tüm diyabetlilerin %90’ı insülin direnci yaşamaktadır. 

Bu durum daha çok ailede diyabet olan, şişman, fiziksel aktivitesi olmayan ve kan yağları yüksek olanlarda ortaya çıkar.


BİLGİ:

Şeker hastalarında hücrelere yeterli glikoz geçemediğinden, hücreler enerji elde etmek için yağ asitlerini ve amino asitleri kullanır. Bunun sonucunda kan ve idrardaki amonyak ve üre miktarı artar. Ayrıca protein yetersizliğine bağlı olarak yaraları geç iyileşir ve bağışıklık sistemi (vücut direnci) zayıflar.


6.EŞEYSEL BEZLER: 

  • Üreme sistemi hormonları erkeklerde testis, kadınlarda ovaryumlardan üretilir. 
  • Hem üreme hücreleri hem de hormon üretmeleri nedeniyle karma bezlerdir.
  • Üç çeşit üreme hormonu vardır.

Östrojen, Progesteron , Testosteron

  • Hipofiz bezinden salgılanan hormonlarla çalışması düzenlenir.


A.OVARYUMLAR (YUMURTALIKLAR)

  • Dişi bireylerde bulunan bir çift bezdir. Ergenlik ile birlikte östrojen ve progesteron hormonlarını salgılar.
  • Dişilerde birincil eşey karakteridir.

a.Östrojen:

  • Hipofiz besinin FSH hormonu etkisi ile yumutalıklardaki folikül yapılarından salınır.
  • Mitoz bölünmeyi hızlandırarak döl yatağı duvarının kalınlaşmasını sağlar.
  • Uterus hücrelerine bol kan damarı gelmesini sağlar.
  • Uterustaki doku sıvısı miktarını arttırır.
  • Böylece uterus iç çeperinin gelişmesini sağlar.
  • Dişiye özgü ince ses gelişimi, üreme organlarının gelişimi, dişiye özgü vucut yapısını kazanması gibi ikincil eşeysel özelliklerin ortaya çıkmasına neden olur.

b.Progesteeron:

  • Hipofizden salgılanan LH’nin yumurtalığı etkilemesi ile salınır.
  • Yumurtalıklarda korpus luteumdan (sarı cisimden), gebelik süresince plasentadan salınır.
  • Embriyonun tutunması için döl yatağının hazırlanmasını sağlar.
  • Endometriyumun gelişmesini sağlar.
  • Fallopi tüpü hücrelerinde besin depo edilmesini sağlar.
  • Gebelik durumunda döl yatağında kas kasılmasını önleyerek gebeliğin sürmesini sağlar. Azalırsa düşük gerçekleşebilir.


B.TESTİSLER

  • Erkeklerde bulunan bir çift bezdir.
  • Hipofizin FSH ve LH hormonlarının etkisiyle testosteron salgılar.

Testosteron:

  • Testislerin seminifer tüpçüklerindeki leydig hücreleri tarafından salınır.
  • Eşeysel olgunlaşmayı sağlar.
  • Erkeklere özgü kıllanma, ses kalınlaşması, kas gelişmesi gibi ikincil eşey özelliklerin de ortaya çıkmasını sağlar.
  • Ergenlikten itibaren spermlerin olgunlaşmasını sağlar.


7.TİMÜS BEZİ: 

  • Göğüs boşluğunda bulunan timüs bezi, lenf sistemine de dâhil olan bir organdır. 
  • Yeni doğan bebeklerde büyük olan bu bez, yaş ilerledikçe küçülür. 
  • Çocukluk döneminde maksimum aktivite ile çalışır.
  • Timus bezi, bağışıklık sistemi hücrelerine ait olan T-lenfosit hücrelerinin işlevsel özellik kazandığı yerdir.
  • Timik hormonu üretir. T-lenfositlerin timusta veya diğer lenf sistemi organlarında gelişmesinde ve korunmasında görevili.
  • Timus hormonları, ayrıca hipofizden salgılanan LH, FSH hormonlarının salınmasını baskılar.


8. EPİFİZ BEZİ: 

  • Ara beyinde bulunan çok ufak bir bezdir. 
  • Beyin yarım kürleri arasında çam kozalağına benzer. 

(Descartes (Dekart) tarafından ‘‘ruhun oturduğu yer ’’ olarak tanımlanmıştır.)

  • Melatonin (karanlığın hormonu) adı verilen hormonu salgılar. Bu hormonun salgısı, göze giren ışığın retina üzerine düşmesi ile kontrol edilir. 
  • Karanlık ortamda melatonin salgısı artar.
  • Ayrıca mevsimsel geçişlerde gün uzunluğuna bağlı olarak ortaya çıkan değişikliklerle ilgili vücuttaki işlevleri düzenler (biyoritim)
  • Melatonin erken ergenliğe geçişi önler


Endokrin Kontrol Mekanizması (Feed Back)

  • Endokrin bezlerin birbirini etkileyerek kandaki hormon düzeyinin ayarlanmasına geri bildirim (feed-back) denir.

İki şekilde gerçekleşebilir;

1.Pozitif geri bildirim (Pozitif feed back): 

Hipofizin sürekli olarak bir endokrin bezi uyararak hormon üretimini sağlamasıdır.

Pozitif geri bildirim mekanizmasında, hem uyarı hem de tepkinin arttığı görülür. Örneğin hipofizin arka lobundan salgılanan oksitosin hormonu hedef hücreye (rahim) kan yoluyla ulaştığında özel reseptörlere bağlanarak özgül bir yanıtın oluşmasını sağlar (rahim kaslarının kasılması). Oksitosin için oluşturulan yanıt pozitif geri bildirim döngüsü oluşturur, doğum esnasında ve sonrasında rahim kasılması devam eder.


BİLGİ:

Oksitosin hormonu süt bezlerinden süt salgılanmasını da uyarır ve süt salgılanma mekanizmasında pozitif geri bildirim görülür.

2.Negatif geri bildirim (Negatif feed back): 

  • Bir endokrin bezden salgılanan hormon vücutta gerekli aktiviteyi gösterdikten sonra hipofizi etkileyerek, hipofizin hormon salgısını engellemesidir.
  • Negatif geri bildirim mekanizmasında, hormonun etki ettiği hücrede sentezlenen ürün, hormon salgılayan endokrin bezin aktivitesini baskılar. Örneğin hipofiz TSH salgılayarak tiroit bezini uyarır. Tiroit bezi kana tiroksin hormonu salgılar. Tiroksin hormonu kanda belli bir seviyeye ulaştığında hipofizi etkileyerek TSH salgısını azaltmasına neden olur.

BİLGİ:

Pozitif geri bildirim hormon üretimini ve tepkiyi artırırken negatif geri bildirim durumun eski hâline geri dönmesine yardımcı olur. Bu yüzden iç dengede (homeostasi) negatif geri bildirim daha çok görülür.


BİLGİ:

Mide gastrin hormonu, 

İnce bağırsak enterogastrin, sekretin ve kolesistokinin hormonları, 

Karaciğer  ve böbrek hücreleri eritropoetin hormonu üreten organlardır. 

Vücudun su dengesinin düzenlenmesi














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder