16 Ocak 2021 Cumartesi

SİNDİRİM SİSTEMİ



Besinler genellikle büyük molekül olduğu için hücrelerde doğrudan kullanılamaz.Karbonhidrat, yağ ve protein gibi kompleks organik moleküllerin enzim ve su aracılığı ile monomerlerine ayrışarak hücre zarından geçebilecek hale gelmesine sindrim denir


SİNDİRİM SİSTEMİ:

  • Heterotrof canlılar ihtiyaç duydukları organik besinleri sentezleyemez, dışarıdan hazır olarak alır.
  • Besinler genellikle büyük molekül olduğu için hücrelerde doğrudan kullanılamaz.Karbonhidrat, yağ ve protein gibi kompleks organik moleküllerin enzim ve su aracılığı ile monomerlerine ayrışarak hücre zarından geçebilecek hale gelmesine sindrim denir
  • Sindirimbesinleri parçalama şekillerine göre iki şekilde gerçekleşir.
Mekanik (Fiziksel) Sindirim
Kimyasal Sindirim

Mekanik (Fiziksel) Sindirim:
Besinlerin fiziksel olarak küçük parçalara ayrılmasıdır. 
örnek: Dişlerleparçalama, kas hareketleri, safra…
Mekanik sindirimde enzimler görev yapmaz.

Kimyasal Sindirim:
Besinlerin su ve enzimler yardımıyla monomerlerine kadar ayrışmasıdır.

Sindirimin gerçekleştiği yere göre 
Hücre İçi Sindirim:
  • Endositoz (Fagositoz ve Pinositoz) ile hücreye alınan besinlerin sitoplazmada besin kofulu içerisinde lizozom tarafından sindirilmesidir.
  • Sindirim sonucu oluşan besin yapıtaşları (monomerler) sitoplazmaya geçer.
  • Sindirilemeyen artıklar kofulla ekzositoz olayı ile hücre dışına atılır.
Görülen canlı örnekleri:
Amip, öglena, paramesyum gibi tek hücreli bazı canlılarda
Sünger, sölenterler gibi omurgasız hayvanlarda.
İnsanda akyuvar hücreleri ve bağ dokunun makrofaj hücrelerinde.


Hücre Dışı Sindirim:
  •  Hücre dışına gönderilen enzimlerle besinin hücre dışında sindirilmesidir
  • Sindirilen besinler yapı taşları hücreler tarafından difüzyon ve aktif taşıma gibi yöntemlerle hücre içine alınır.
  • Sindirilemeyen artıklar hücre dışında kalır.
Görülen canlı örnekleri:
Omurgalı hayvanların tamamı.
Omurgasız hayvanların çoğu.
Böcekçil bitkiler
Saprofit (çürükçül) bakteriler 
Mantarlar 






İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ


Sindirim Kanalı Organları:

· Ağız,

· Yutak

· Yemek Borusu

· Mide,

· Bağırsaklar 

· Anüs

Sindirime Yardımcı Organlar:

· Karaciğer

· Pankreas,

· Safra kesesi

· Tükürük bezi

 

Şifre:KaPaSiTe

www.bilkem.com




SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI

1) AĞIZ

  • Dil, diş ve tükürük bezlerinin yardımı ile sindirimin başladığı organdır.
  • Nötr pH’a sahip.(pH= 6 – 8)
  • Çiğneme ile fiziksel ve kimyasal sindirim gerçekleştirilir.
  • Dişler fiziksel sindirimi, tükürük bezleri karbonhidratın kimyasal sindirimi gerçekleştirir.
  • Çiğneme, uç beyinin kontrolünde başlayan daha sonra omurilik soğanı kontrolünde devam eden bir reflekstir.
  • Kulak altı, dil altı ve çene altı olmak üzere üç çift tükürük bezi bulunur. 
  • Bu bez içinde mineral, mukus ve amilaz enzimi içeren tükürük sıvısı salgılar.





Dişlerin Yapısı Ve Görevleri
  • Dışta kalan kısmı: Taç
  • Diş eti ile sarılı kısmı: Boyun
  • Çene kemiğine gömülü kısmı: Kök

Dişin en dış tabakası: Mine
Mine altındaki kemik doku: Dentin
Sinirlerin bulunduğu kısmına: Pulpa
Sement. Kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir.
İnsan Dişlerinin Gruplandırılması 

Süt Dişleri
  • 5 yaşına kadar olan çocuklarda ise 20 adet süt dişi bulunur.6 aylıkken ilk olarak alt ön keser dişlerle başlayan sürme süreci 3 yaşında tamamlanır.5 yaşına kadar çocukların tüm süt dişleri ağızda mevcuttur. 5 yaşından itibaren süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme süreci başlar ve bu süreç ortalama 13 yaşında tüm daimi dişlerin ağızda yerini bulmasa ile son bulur.

Ergin bir insanın ağzında genellikle 28 adet diş bulunur. 
Bu rakamı 32’ye tamamlayan 3.büyük azılar yani yirmi yaş dişleridir.
Bunlar alt çenede iki üst çenede iki olmak üzere toplam dört tanedir. 
Bu 28 diş 4 ayrı diş grubundan meydana gelmektedir.

Kesici dişler: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
Köpek dişleri: Alt ve üst olmak üzere 4 adettir.
Küçük azı dişleri: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
Büyük azı dişleri:Alt ve üst olmak üzere 8 adettir..
Yirmi yaş (Akıl) dişleri: alt ve üst çenede ikişerden dört adettir.





2) YUTAK (FARİNKS)

  • Ağız ile yemek borusu arasında kalan kısımdır.
  • Dilin arka tarafında kaslı yapıda organdır.
  • Hem soluk borusuna hem de yemek borusuna açılır.
  • Besinlerin yemek borusuna iletilmesini ve lokmanın yutulması sırasında soluk borusuna geçmesini önler.
  • Yutağın hemen altında kıkırdak yapılı gırtlak kapağı (epiglottis) bulunur.


3.YEMEK BORUSU (ÖZEFAGUS)

Yutak ile mide arasında bulunur. 

Yaklaşık 25 cm uzunluğunda ve 2 cm çapındadır.

Diyaframı delerek mideye bağlanır.

Yemek borusunda mekanik ve kimyasal sindirim olmaz.

Yemek borusu sindirim kanalının diğer kısımlarında olduğu gibi üç tabakadan oluşur.


Sindirim Sisteminin Yapısı

Sindirim sistemi yemek borusundan anüse kadar benzer bir yapıya sahiptir.

İçten dışa doğru üç ana tabakadan meydana gelmiştir.


İç Tabaka: Besinlerin kanal boyunca hareketini kolaylaştıran mukus salgılayan epitel dokudur.

Ayrıca, sindirim sistemini kendi salgılarından korur. (Mukoza tabakası da denir.)

Orta Tabaka: Düz kaslar bulunur.(Yutağa bakan kısmında çizgili kaslar bulunur)

Dış Tabaka: Bağ dokusu vardır. Bağ dokusunun üstünde periton zarı vardır. Ancak periton

yemek borusunda yoktur


Bilgi:

Yemek borusunun orta tabakasında yer alan kasların kasılıp gevşemesi burada dalga hareketleri meydana getirir. 

Lokmanın yemek borusundan mideye doğru ilerlemesini sağlayan bu hareketlere peristaltik hareketler denir.

Bu hareketlerle lokma, mideye ulaştırılır. 

Kusma sırasında peristaltik hareket mideden ağza doğru gerçekleşir.





4) MİDE

Diyaframın hemen altında sol tarafta bulunan J şeklinde, 1,5 – 2 litre hacminde kese şeklinde

organ.

Hemendokrin hem de ekzokrin bez özelliğinde.

Midenin yemek borusu ile bağlandığı yere kardia (mide ağzı),

İnce bağırsak ile bağlandığı bölgeye pilor (mide kapısı) denir.

Fiziksel ve kimyasal sindirim yapılır.

Fiziksel sindirim orta tabakadaki kaslar sayesinde gerçekleşir

Kimyasal sindirim iç tabakadaki hücreler tarafından üretilen mide öz suyu sayesinde

gerçekleşir. 

Sadece proteinlerin kimyasal sindirimi yapılır.

Midedeki tüm olayları vagus siniri ve mide tarafından salgılanan gastrin hormonu düzenler.

Peristaltik hareketlerin mideye ulaşması durumunda kardia açılır. 

Daha sonra tekrar kapatılır  böylece mide   

İçeriğinin yemek borusuna kaçması önlenir.

Besinler mide hareketleri ve mide özsuyu sayesinde bulamaç haline dönüştürülür. 

Buna kimus denir.

Besinler midede 2 ila 6 saat arasında kalır.

Kimus, pilor kaslarının gevşemesiyle ince bağırsağa geçer.

B12 vitaminin emilimi için gerekli olan kimyasalı üretir.

Mide ve karın boşluğundaki organları kaplayan zara karın zarı (periton) denir.


Mide öz suyu içerisinde;

Mukus:  HCl’yi bağlayıp aside karşı tampon görevi yaparak mide duvarının sindirilmesini 

önler.

Pepsinojen: (İnaktif) Aktifleştikten sonra proteinlerin kimyasal sindirimini başlatır. 

Proteinlerin küçük polipeptit parçalarına (pepton) dönüşmesini sağlar

HCl (Hidroklorikasit)

İnaktif durumdaki pepsinojeni aktif pepsine dönüştürür.

Pepsin enziminin çalışması için uygun pH ortamı oluşturur.

Besinlerle birlikte vücuda giren mikroorganizmaların öldürülmesini sağlar.

Pankreas ve bağırsak bezlerinin salgı yapmasını uyarır.

Besinlerin yapısındaki proteinlerin yapılarının bozulmasına neden olur ve böylece kimyasal  

sindirimi kolaylaştırır. 


Midenin kendi kendisini sindirmesini önleyen faktörler;




Renin (Lap): Sütteki kazein proteini çöktürmeye (peynirleştirmeye) dolayısıyla midede uzun 

zaman kalmasına ve sindiriminin kolaylaşmasına yardımcı olur. 

Aksi halde kısa sürede bağırsağa geçen süt tam sindirilemediğinden ishale neden olur. 

Bebeklerde ve sütle beslenen çocuklarda bulunur. Yaş ilerledikçe azalarak salgısı durur.


Bilgi:

Mideden hidroklorik asit (HCI) salgılanmaz. Bazı bez hücreleri (parietal hücreler), hidrojen 

(H+) ve klor (Cl-) iyonlarını mide boşluğuna ayrı ayrı salgılar. Bu iyonların mide boşluğunda 

birleşmesiyle HCl oluşur. Dolaylı da olsa mide HCl oluşumuna neden olduğu için mideden 

HCl salgılanır şeklinde değerlendirilir.


Midenin kendi kendisini sindirmesini önleyen faktörler:

1.Mukoza tabakası hücrelerindeki yüksek rejenerasyon kapasitesi.(Hücreleri 3 günde bir 

yenilenir)

2. Üretilen yoğun mukus salgısı ile kaplı olması.

3. Pepsin enziminin inaktif olarak (pepsinojen) salgılanması.

4. Gastrin ve enterogastin hormonlarının düzenleyici etkisi. (Midenin boşuna salgı üretmesini 

engeller.)

5.HCl ve pepsinojeni farklı kanallarla mide boşluğuna ulaştırmak.


Midenin enzim salgılamasını uyaran faktörler:

1. Hormonal etki: Midenin yapısında bulunan bazı hücrelerden (G hücreleri) (gastrik 

bezlerden) salgılanan gastrin hormonu, kan ile taşınarak midenin salgı yapan hücrelerine etki 

ederek enzim üretimini uyarır.

2. Sinirsel etki: Besinlerin tadı ve kokusu beyinde ilgili merkezleri uyarır. Bu sayede besin 

mideye gelmeden salgı üretmeye başlar.

3. Mekanik (fiziksel) etki: Besinlerin mide duvarına teması, midenin salgı üretimini uyarır.











5) İNCE BAĞIRSAK

  • Mide ile kalın bağırsak arasında yer alan uzun kıvrımlı (yaklaşık 6-7 m uzunluğunda) bir yapıdır.
  • Hem endokrin hemekzokrin bez özelliğindeki organdır. 
  • Tüm besin maddelerinin sindiriminin tamamlandığı ve sindirilen besinlerle diğer küçük moleküllerin emilerek kana geçtiği yerdir.
Üç kısımdan oluşur.
 1)Duedonum (Onikiparmak bağırsağı)
 2)Jejenum (Boş bağırsak)
 3)İleum (Kıvrımlı bağırsak)
  • İnce bağırsağın mideden sonra gelen ilk 25 cm’lik kısmına onikiparmak bağırsağı (duodenum) adı verilir. 
  • Burası sindirimin ve emilimin en yoğun gerçekleştiği yerdir. Pankreas özsuyu ve safranın sindirim kanalına girişi burada gerçekleşir.
  • Onikiparmak bağırsağından sonra gelen orta kısma boş bağırsak (jejenum),
  • Boş bağırsaktan kalınbağırsağa kadar olan kısmına ise kıvrımlı bağırsak (ileum) adı verilir.
  • İnce bağırsak, midede olduğu gibi içten dışa doğru mukoza tabakası, düz kaslar ve bağ dokudan oluşur. Bağ dokusunun üzerini periton örter.
  • İnce bağırsağın iç yüzeyindeki mukoza tabakası, besinlerin emilimini artırmak için katlanarak bağırsak boşluğuna doğru villus (tümür) adı verilen kıvrımlar oluşturur. Villusları oluşturan epitel hücrelerinin yaptığı sitoplazmik uzantılara mikrovillus denir.
  • Villus ve mikrovillüsler  sayesinde bağırsak iç yüzeyi 500 m2 ‘lik bir alan  oluşturur.
  • Mide ve kalın bağırsakta mikrovillüs bulunur villus bulunmaz.
  • Villus ve mikrovillusların sindirim ile ilişkisi yoktur. Bu yapıların görevi ince bağırsaktaki emilim yüzeyini artırmaktır.


Midedeki Besinlerin İnce Bağırsağa Geçişi:
  •  İnce bağırsak içerisinde kasların hareketi sonucu oluşan bazik özellikteki besin karışımına kilus denir.
Kilusun bağırsak iç zarına temas etmesi duedonumdan kana salgılanan hormonlar;
enterogastrin, 
sekretin ve 
kolesistokinin 

(Şifre: K.E.S)

  • Bu salgılar, mide, karaciğer, safra kesesi ve pankreası uyarır.
Enterogastrin:
Kanla mideye taşınarak mide özsuyu salgısını ve mide faaliyetlerini yavaşlatır.

Sekretin: 
Karaciğer ve pankreası uyarır.
Pankreasın bazik özellikteki bikarbonat (HCO3-) iyonlarını bağırsağa boşaltmasını sağlar. 
Karaciğeri safra üretmesi ve salgılaması için uyarır.

Kolesistokinin (KSK): 
Pankreas ve safra kesesini uyarır.
Pankreası uyarır sindirim enzimlerinin onikiparmak bağırsağına boşaltılmasını sağlar.
Safra kesesini uyarır safra salgısının safra kanalı aracılığı ile onikiparmak bağırsağına salgılanmasını sağlar.
Safra salgısı ve pankreasın bikarbonat iyonları sayesinde mideden gelen asidik kimus nötrazlize edilir. İnce bağırsak pH’si 7-8 arasında bir değer olur.

Safra karaciğerden ve safra kesesinden koledok kanalına, 
Pankreas enzimleri  wirsung kanalı ile onikiparmak bağırsağına taşınır.
Bu iki kanalda bağırsağa girmeden önce vater kabarcığı ile birleşip onikiparmak bağırsağına açılır.

Enterokinaz, peptidaz (erepsin) >>> Protein
Sükraz,maltaz, laktaz ve dekstrinaz >>> Karbonhidrat
Nükleaz >>>>>DNA ve RNA Sindirimi yapan enzimler bulunur









6. KALIN BAĞIRSAK

  • Sindirim kanalının ince bağırsaktan sonra başlayıp anüs ile biten yaklaşık 1,5-2 m uzunluğundaki kısmıdır.
Üç önemli görevi vardır:
1. Su(H2O, sodyum (Na+), klor (Cl-) ve potasyum(K+) gibi elektrolitlerin kana emilimini tamamlamak, mukus salgılamak.
2. K ve B vitamini üreten faydalı bakteriler için yaşam ortamı oluşturmak ve bu vitaminlerin emilimini gerçekleştirmek,
3. Dışkının vücuttan atılıncaya kadar geçici olarak depolanmasını sağlamaktır.

  • Kalın bağırsakta ince bağırsaktan farklı olarak mukoza tabakasında villuslar, hormon ve enzim üreten  hücreler bulunmaz. Bu nedenle kalın bağırsakta kimyasal sindirim gerçekleşmez.
  • Kalın bağırsağın ince bağırsak ile birleştiği yere kör bağırsak (çekum) denir.(6 cm’lik bölümü)
  • Burada bulunan kapak kalın bağırsaktaki posanın yeninden ince bağırsağa geçişini engeller.
  • Kalın bağırsağın orta kısmına kolon adı verilir. 
  • Kalın bağırsağın son kısmı ise rektum (düz bağırsak) adını alır.
  • Dışkı düz bağırsakta geçici olarak depolanır ve anüsten dışarı atılır.

Bilgi:
Kör bağırsakta bulunan parmak şeklindeki çıkıntı apandis adını alır. 
Bu bölgenin iltihaplanmasına apandisit denir. 
Eğer apandis dejenere olursa buradaki bazı bakteriler kana geçer ve enfeksiyonlara neden olabilir.
Apandis iki görevi yerine getirmektedir.
1. Vücuda yararlı mikropları üreterek, sindirim sistemine yardımcı olur.
2. Ürettiği bu mikroplar sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar.





SİNDİRİME YARDIMCI ORGANLAR:
1.Tükürük bezleri
2.Karaciğer
3. Pankreas
4.Safra Kesesi

Şifre:KaPaSiTe





1.TÜKÜRÜK BEZLERİ
  • Tükürük; kulak altı, çene altı ve dil altında bulunan 3 çift  tükürük bezi tarafından salgılanır.
  • Günde yaklaşık 15 litre tükürük salgılarlar.
  • Tükürük besinlerin eritilmesinde, kayganlaştırılmasında, tadının alınmasında ve karbonhidratların sindiriminin  başlatılmasında görev alır.
  • Tükürük pH si yaklaşık 7 civarındadır.


Tükürüğün Bileşimi ve Görevleri

Mukus (Dil altından salınır)

Sodyum, kalsiyum gibi bazı iyonlar su ve glikoprotein bulunur. Ağzın nemli kalmasını ve besinlerin kayganlaşmasını sağlar.

Amilaz enzimi (pityalin)  (Kulak altından salınır)       

Karbonhidratların kimyasal sindirimini başlatır. Nişasta ve glikojeni daha küçük polisakkaritlere(dekstrin) ve maltoza parçalar.

Lizozim enzimi

 

Antimikrobiyal etki yaparak diş çürümesine yol açan bakterilerin çoğunu yok eder.

Seroz (Çene altından salınır)

Besinlerin eritilerek tadının alınmasını sağlar.

 




  • Tükürük salgılanması sadece sinirsel denetim ile olur. Parasempatik (vagus) siniri uyarısı tükürük salgısını artırır. Sempatik sinirler azaltır. 
  • Örneğin, besini görme, kokusunu alma gibi durumlarda tükürük salgılanması tükürük bezlerinin sinirsel yolla uyarıldığını gösterir.
  • Tükürük pH’ sindeki değişimler ağızda kalsiyum ve fosfat gibi maddelerin çökelmesine neden olarak ‘‘ diş taşlarını oluşturur.

2.KARACİĞER

  • Midenin üzerine,sağ karın boşluğunun üst kısmında, bulunur.
  • 1,5 – 2 kg kütlesinde vücudun en büyük organlarından biri.
  • Sağ ve sol lop olarak iki büyük loptan oluşur.
  • Kandaki maddelerin miktarını ayarlar.

Karaciğerin görevleri
  • Kandaki glikoz miktarının düzenlenmesine yardımcıdır. 
  • Glikozun fazlasını glikojen hâlinde depo eder. 
  • Kanda glikoz miktarı düştüğünde karaciğerde depolanan glikojen, glikoza dönüştürülerek kana verilir.
  • Proteinlerin karbonhidrat ve yağlara dönüşümünü sağlar.
  • Temel amino asitler dışındaki amino asitleri sentezler.
  • Proteinlerin metabolizması sonucu açığa çıkan ve zehirli amonyağı (NH3) üreye dönüştürür.
  • Alkolün zararlı etkisini azaltır.
  • İlaç kalıntıları gibi zehirli maddeleri zehirsizleştirir.
  • Vücuda girmiş olan toksik maddelerin etkilerini azaltır veya ortadan kaldırır.
  • Zehirli H2O2’i (Hidrojen peroksit) katalaz enzimi ile su ve oksijene parçalar.
  • Vücut ısısını ayarlar.
  • A, D, K ve B12 vitaminlerinin fazlasını depolar. 
  • Provitamin A’ dan A vitamini sentezler.
  • Demir ve bakır gibi mineralleri depolar.
  • Embriyo öneminde ve kansızlık durumunda alyuvar üretir.
  • Karaciğerde bulunan kupfer hücrelerinde yaşlanmış ve hasarlı alyuvarlar parçalanır.
  • Albumin, globulin, fibrinojen gibi plazma proteinlerini sentezler.
  • Kanın damar içinde pıhtılaşmasını engelleyen heparin üretir.
  • Kandaki steroid yapıdaki hormonların seviyesini ayarlar, fazlasını kandan uzaklaştırır.
  • Eritropoitein hormonu üreterek kırmızı kemik iliğinden alyuvar yapımını uyarır. (Eritropoetinnin %10’nunu karaciğer, %90’nını böbrekler üretir.)
  • Karaciğerin sindirimdeki görevi; yağların mekanik sindirimini sağlayan safra salgısını üretmektir. Üretilen safra,safra kesesinde depolanır.
  • Çizgili kaslarda üretilen laktik asidi, piruvat ya da glikoza dönüştürür.





Bilgi:
Karaciğerden sindirim kanalına enzim verilmez.


Karaciğere iki kaynaktan kan gelir.
1.kaynak; Mide pankreas, dalak ve sindirim kanalından (ince bağırsak ve kalın bağırsaktan) gelen kirli kan kapı toplar damarı ile karaciğere getirilir.
2. kaynak; Aorttan gelen ve oksijence zengin kanı taşıyan karaciğer atardamarıdır.

Karaciğerden çıkan kanı kalbe götüren damar ise karaciğer üstü toplar damardır.





























3.SAFRA KESESİ:

  • Karaciğerin hemen altındadır.
  • Kaslı bir organ
  • Karaciğerin ürettiği safra salgısını depolar.
  • Safra salgısı içinde bulunanlar.
Kolesterol
Sodyum bikarbonat.
Safra tuzları
Safra pigmentler
Fosfolipitler

  • Besinler mideden ince bağırsağa girdiğinde bağırsaktan kolesistokinin hormonu salgılanır. Bu hormon safra kesesini uyararak, safra salgısının ‘‘ koledok kanalı’’ ile onikiparmak bağırsağına boşaltılmasını sağlar.
  • Safra, enzim içermediğinden yağların kimyasal sindiriminde rol oynamaz. Sadece ince bağırsakta mekanik sindirimlerini gerçekleşir.

Safranın Görevleri
1. Mideden gelen asidik özellikteki kimusunötralize eder. Böylece pankreas ve bağırsak enzimlerinin etkinliğinin artmasını sağlar.
2. Safra tuzları yağların mekanik sindirimini yaparak lipazenziminin etkinliğini arttırır.
3. Safra, yağların sindirim ürünlerinin ve yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E, K) ince bağırsaktan emilimini kolaylaştırır.
4. İnce bağırsaktaki villusların hareketini hızlandırarak emilimin artmasını sağlar.
5. Safra pigmentleri dışkıya rengini verir.
6. Safra aynı zamanda antiseptik bir görev yaparak bağırsaktaki atık maddelerin kokuşmasını ve zararlı bakterilerin üremesini engeller.
7. Safra, alyuvarlardaki hemoglobinin parçalanması sonucu açığa çıkan bilirubin gibi yıkım ürünlerinin dışarı atılmasında rol oynar. Biluribin atılması gerçekleşmezse kanda birikerek sarılığa neden olur.

BİLGİ:
İnce bağırsağa boşaltılan safra, büyük oranda bağırsaktan geri emilir. Karaciğere getirilerek yeniden kullanılır. 

Safra kesesinde safra, suyunu kaybedip katılaşarak safra taşlarını oluşturabilir.
Safra taşları safra kesesinden ayrılarak safra kanalını tıkarsa; 
Dışkının rengi değişir.
Yağların sindirimi ve emilimi zorlaşır.
Safra kana karışır ve sarılığa neden olur.







4.PANKREAS: 

  • Mide ile onikiparmak bağırsağı arasında yer alır. 
  • Hem endokrin hem ekzokrin bez özelliğindedir.
  • 80 kg ağırlığında pembe renklidir.
  • Pankreas salgısının oluşumunda sekretinve kolesistokinin hormonları ile vagus siniri birlikte görev alır.
  • Pankreasın yapısında bulunanacinar hücreleri pankreas öz suyunu üretir. 
  • Pankreas öz suyu, virsung kanalı ile vater kabarcığından onikiparmak bağırsağına dökülür. 
  • Pankreas öz suyu içindeki bikarbonat tuzları bağırsak pH’sinin  7-8 değerine  ulaşmasını sağlar.(mideden gelen asidik kimusunötürleştirir.)
  • Öz suyun içinde sindirim enzimleri de bulunur. Bu enzimler

Karboksipeptidaz: Polipeptitleri sindirir.
Tripsinojen
Kimotirpsinojen:  ( İnaktif salınırlar, aktifleştiğinde proteinleri sindirirler)
Lipaz: Yağları sindirir.
Amilaz: Karbonhidratları sindirir.
Nükleaz: Nükleik asitleri sindirir.(DNAaz ve RNAaz)

Şifre: Kardeşim Tiribin Kime LAN








Sindirim Sisteminde Görev Alan Hormonlar ve Etkileri

Hormon

Salgılandığı organ

Hedef organ

Hedef organın cevabı

Gastrin

Mide

Mide

Mide özsuyu salgılanması

Sekretin

Onikiparmak bağırsağı

Pankreas

Pankreasa bikarbonat iyonlarını salgılatarak ince bağırsağın pH'sını düzenler.

Karaciğer

Safra üretimini ve salgılanmasını sağlar.

Kolesistokinin

Onikiparmak bağırsağı

Pankreas

Pankreas enzimlerinin salgılanmasını sağlar.

Safra kesesi

Safra kesesi kasılması ve burada depolanan safranın onikiparmak bağırsağına dökülmesini sağlar.



BESİNLERİN KİMYASAL SİNDİRİMİ:

Genel olarak besin maddelerinin kimyasal sindirime uğradığı sindirim kanalının bölümleri

Organlar

Besin

 

Ağız

 

Mide

 

İnce bağırsak

Karbonhidrat

Sindirimleri başlar

Sindirime uğramaz

Sindirimleri tamamlanır.

Protein

Sindirime uğramaz

Sindirimleri başlar.

Sindirimleri tamamlanır.

Yağ

Sindirime uğramaz

Sindirime uğramaz

Sindirimleri tamamlanır.



Sindirim Sisteminde Görev Alan Hormonlar ve Etkileri

Hormon

Salgılandığı organ

Hedef organ

Hedef organın cevabı

Gastrin

Mide

Mide

Mide özsuyu salgılanması

Sekretin

Onikiparmak bağırsağı

Pankreas

Pankreasa bikarbonat iyonlarını salgılatarak ince bağırsağın pH'sını düzenler.

Karaciğer

Safra üretimini ve salgılanmasını sağlar.

Kolesistokinin

Onikiparmak bağırsağı

Pankreas

Pankreas enzimlerinin salgılanmasını sağlar.

Safra kesesi

Safra kesesi kasılması ve burada depolanan safranın onikiparmak bağırsağına dökülmesini sağlar.




1. KARBONHİDRATLARIN SİNDİRİMİ

Karbonhidratların kimyasal sindirimi ağızda başlar, ince bağırsakta tamamlanır.


2.PROTEİNLERİN SİNDİRİMİ:
  • Proteinlerin kimyasal sindirimi midede başlayıp ince bağırsakta son bulur.
Mide: (pH2)
  • Mide özsuyunda pasif olarak bulunan pepsinojen enzimi ile HCl ile karşılaştığında aktifleşerek pepsine dönüşür.
  • Pepsin enzimi proteinleri küçük polipeptitlere parçalar.
İnce Bağırsak (pH8):
  • Pankreas tarafından onikiparmak bağırsağına boşaltılan pankreas öz suyunda bulunan tripsinojen, kimotripsinojen ve karboksipeptidaz enzimi proteinlerin sindirimini devam ettirir. 
  • İnaktif tripsinojen enzimi bağırsak mukozasından salgılanan enterokinaz enzimi ile birleşerek aktif hale gelir. 
  • Aktifleşen tripsin enzimiinaktif haldeki kimotripsinojen enziminin aktifleşmesini sağlar. 
  • İşlevsel hale gelen tripsin ve kimotripsin enzimleri mideden gelen polipeptitlerin sindirimini devam ettirir.
  • Enterokinaz enziminin protein sindirimindeki görevi dolaylıdır. Çünkü doğrudan peptit bağlarına etkisi yoktur. Oluşan küçük polipeptitler pankreastan salgılanan karboksipeptidaz, ince bağırsaktan salgılanan aminopeptidaz enzimleri ile tripeptit, dipeptitve aminoasitlere parçalanır. 
  • Tripeptit ve dipeptitler ise bağırsak mukozasından salgılanan tripeptidazve dipeptidaz enzimlerinin etkisi ile aminoasitlere parçalanır.
  • Aminoasitler villuslardan emilerek kana geçer. Oradan kapı toplardamarı ile karaciğere taşınır.






  • Proteinlerin Sindiriminde Görev Yapan Enzimlerin Bazı Özellikleri:

Enzimler

Üretim yeri

Görev yaptığı yer

Aktivatörü

Optimum pH

Pepsinojen

Mide

Mide

HCl

Asit

Tripsinojen

Pankreas

Onikiparmak bağırsağı

Enterokinaz

Baz

Kimotripsinojen

Pankreas

Onikiparmak bağırsağı

Tripsin

Baz

Karboksipeptidaz

Pankreas

İnce bağırsak

Aktif

Baz

Aminopeptidaz

İnce bağırsak

İnce bağırsak

Aktif

Baz

Tripeptidaz

İnce bağırsak

İnce bağırsak

Aktif

Baz

Dipeptidaz (erepsin)

İnce bağırsak

İnce bağırsak

Aktif

Baz



BİLGİ:

Geviş getiren memelilerin midelerinde sütü pıhtılaştıran rennin enzimi bulunur. Bu enzim başka birçok memelide de bulunur. Rennin, süt proteinlerini pıhtılaştırarak ve çökelterek sütün midedeki hareketini yavaşlatır. İnsanların bebeklerinde rennin enzimi bulunmaz. Yeni doğan bu bebeklerde de pepsin enzimi, ergin bireylerde olduğu gibi süt proteinlerini sindirir






3. YAĞLARIN SİNDİRİMİ
  • Yağların kimyasal sindirimi ince bağırsakta başlar ve biter.
  • Onikiparmak bağırsağından salgılanan kolesistokinin hormonu etkisi ile safra salgısı koledok kanalı ile vater kabarcığından onikiparmak bağırsağından dökülür.
  • Safra, yağları mekanik olarak sindirip küçük yağ damlacıklarına dönüştürür.


  • Safranın etkisiyle damlacık hâline dönüşmüş olan yağlar, pankreas tarafından salgılanan lipaz enzimi sayesinde kimyasal olarak sindirilerek yağ asidi vegliserole dönüştürür.
  • Yağların sindirimi sonucu oluşan moleküller, bağırsak villuslarından emildikten sonra karbonhidrat ve proteinlerin yapıtaşlarından farklı olarak lenf sistemi ile taşınır.



4. NÜKLEİK ASİTLERİN SİNDİRİMİ
  • Nükleik asitlerin sindirimi pankreastan salgılanan nükleazlar(DNAaz, RNAaz) olarak adlandırılan enzim grubu ile ince bağırsakta olur. 
  • Nükleazlar, DNA ve RNAʼyınükleotitlere parçalar. 
  • Diğer hidroliz enzimleri de nükleotitleri, nükleozitlere, azotlu bazlara, şekerlere ve fosfatlara parçalar


BESİNLERİN EMİNLİMİ:

  • Besinler, sindirim sisteminin ağız, mide, ince ve kalın bağırsak gibi bölümlerinden emilerek kana geçer fakat emilim esas olarak ince bağırsakta olur. 
  • Sindirim sonucu oluşan monomerlerle diğer besin maddelerinin ince bağırsaktan osmoz, difüzyon veya aktif taşımayla dolaşım sistemine geçmesine emilim denir.
  • Besinler, sindirim kanalının ağız, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsak bölümlerinde emilebilir.Bazı zehirler, bazı ilaçlar, iyonlar ve kokain ağızda emilir.Alkol, aspirin, bazı zehirler ve bazı iyonlar midede emilir.B, K vitaminleri ile su ve madensel tuzların emilimi kalın bağırsakta gerçekleşir.
  • Emilimde sinir sistemi görev yapmaz.
  • Sindirilen besinlerin yaklaşık %90’ı ince bağırsaklardan emilir. İnce bağırsağın üst bölgelerinde sindirim, alt bölgelerinde ise emilim daha fazla gerçekleşir.
  • Villus ve mikrovilluslar sayesinde ince bağırsağın emilim yüzeyi çok genişlemiştir.
  • Bağırsak boşluğundaki besinlerin, vücuda girmesi için villusların mikrovilluslu epitel hücrelerine, çeşitli yollarla emilmeleri gerekir.
  • Bağırsak epiteline geçen besinlerden şekerler ve amino asitler, villuslardaki kılcal kan damarının, Yağlar ise lakteal adı verilen lenf sistemine ait damarın tek sıra epitelini geçer. Yani bağırsak boşluğundaki besinlerle kan arasında yalnızca iki tek tabakalı epitel yer alır.
  • Epitel tabakasından fruktoz pasif geçiş ile ilerler. Amino asitler, glukoz ve diğer basit şekerler ile vitaminler aktif taşımayla ilerler. Bu nedenle mikrovillüslü hücrelerde çok sayıda mitokondri bulunur.
  • Sindirim ve emilim olayları, besindeki kimyasal enerjinin yaklaşık %3 – 30ʼunun harcanmasını gerektirir.






1.Yol ( Lenf İle Taşınan Yol)
  • Gliserol ve yağ asitleri, epitel hücrelere geçtikten sonra hücre içinde yeniden yağları oluşturmak üzere birleşir. 
  • Oluşan yağlar, kolesterolün katılması ve özel proteinle kaplanmanın ardından ekzositozla epitel hücreden lakteallere (lenf damarı) aktarılır.Yağların proteinle kaplanmış haline kilomikron (şilomikron) denir. Yani yağlar, kilomikron halinde lenf yolu ile kanı kalbe taşıyan damarlara taşınır.
  • Tere yağı gibi kısa zincirli yağ asitleri suda belli oranda çözündüğü için villuslarda emildikten sonra yaklaşık %10’u kılcal kan damarlarına geçerek taşınır. Ayrıca bağırsak hücrelerinde oluşan amonyak (NH3) da bu yol ile taşınır.



2.Yol (Kan Damarı İle Taşınan Yol)
  • Villüslerdeki kılcal kan damarlarına geçen şekerler, aminoasitler, su ve mineraller bağırsağı karaciğere bağlayan kapı toplar damarına (hepatik portal damar) açılır.
  • Yemekten sonra kapı toplar damar yolu ile karaciğere fazla glukoz gelirse, karaciğerde glikojen şeklinde depo edilir. 
  • Egzersiz sırasında kandaki glikoz, kaslar tarafından hızla kullanılır. 
  • Kan glukoz düzeyi düştüğünde, karaciğer depo glikojenin bir kısmını glukoza dönüştürüp kana verir. 
  • İnsan karaciğerinin depolayabileceği glikojen, vücudun dört saatlik glukoz ihtiyacını karşılayabilir. 
  • Eğer yiyeceklerle glukoz alınmaz ise bu süre sonunda karaciğer, amino asitleri glukoza çevirerek kana verir. Çünkü beyin hücreleri amino asit ve yağ asitlerini enerji için kullanmadığından glukoza ihtiyaç duyar. 
  • Eğer kandaki glukoz düzeyi normal sınırların altına düşecek olursa ölüm meydana gelebilir.













Kalın Bağırsakta Emilim:
  • Su, safra tuzları ve bağırsaktaki bakteriler tarafından sentezlenen B ve K vitaminlerinin emilimini sağlar.
  • Kalınbağırsaktaki sıvı emilimi, sindirim sisteminde her gün emilen sıvının küçük bir kısmını oluşturur.
  • Artık maddelerin peristalsis sayesinde anüsten dışkı (feçes) olarak atılmasını sağlar. Dışkı, çok sayıda bakteri, selüloz ve diğer sindirilmemiş maddeleri içerir.



  • Dışkının atılması homeostazis (vücut sıvılarının dengesi) olayında doğrudan etkili değildir.
  • Kalın bağırsakta, çoğu zararsız olan bakteri florası bulunur. Bunlardan en çoğu, moleküler biyologların deneylerinde kullandıkları Escherichia coli dir. E. coliʼnin göl ve nehirlerde görülmesi, arıtılmamış lağım sularının buralara ulaştığı anlamına gelir.
  • Bağırsak bakterileri, sindirilmemiş organik maddeleri kullanır. Metabolizmanın yan ürünü olarak da çoğu kolon bakterisi, metan, hidrojen, hidrojen sülfür gibi gazlar oluşturur. Örneğin fasulye gibi yiyeceklerde, insan enzimleri tarafından sindirilemeyen karbonhidratlar bulunur. Bakteriler bu karbonhidratları kullanarak fazla miktarda gaz oluşumuna neden olur.

 

BİLGİ:

Sindirim bir hidroliz olayı olduğu için enerji harcanmaz. Ancak sindirim sonucu oluşan monomerlerin ve diğer besin maddelerinin emilmesi sırasında enerji harcanabilir.

Şilomikronlardaki proteinin suda çözünürlüğü yüksek olduğu için kanda taşınmasını kolaylaştırır.

Kan kılcalları ile lenf kılcallarının taşıdığı maddelerin dolaşımda ilk karıştığı yer kalbin sağ kulakçığıdır.

 

BİLGİ:

Probiyotikler, insan bağırsağında doğal olarak bulunan faydalı mikroorganizmalardır. Faydalı bakteri olarak da tanımlayabileceğimiz probiyotikler; kötü beslenme, antibiyotik kullanımı ve zararlı bakterilerin etkilerine karşı vücudu korumakla görevlidirler. Bağırsaklarda bulunan faydalı diğer bakterileri de kontrol eden probiyotikler, günlük diyetinize mutlaka eklemeniz gereken bir kaynaktır. En doğru probiyotik kaynağı yoğurttur.

 


SİNDİRİM SİSTEMİNİN SAĞLIĞI:

  • Sindirim sistemi sağlığını korumak için dikkat etmemiz gerekenler.
  • Sindirim sistemi vücudumuzun ikinci beyni olarak adlandırılır. Bu beyni korumak için bol su içmeli, liften zengin beslenmeli ve en önemlisi de egzersiz yapmalısınız.
  • Sindirim sistemimizi yoracak kadar yememeliyiz. Yemeklerden tam doymadan kalkmalıyız
  • Yapılan çalışmalarla daha az beslenen farelerin daha uzun yaşadığını kanıtlamıştır.
  • Yemek yerken lokmaları iyice çiğnemeli ve yavaş yemeliyiz. Beynimize giden açlık sinyali kontrol merkezi yeme süresi ile yakından ilgilidir. Yemeği yavaş yersek eğer 20 dk içerisinde doygunluk hissi oluşacaktır.
  • İyi bir sindirim ağızda başlar bu yüzden mutlaka dişlerimize önem vermeliyiz. Diş hijyenini sağlamalı ve diş hekimi muayenelerini aksatmamalıyız.
  • Öğünleri aceleye getirilmemeli, sakin ve rahat bir yerlerde yemek yenilmelidir.
  • Çok sıcak ve çok soğuk yiyecekleri yemekten kaçınmalıyız.
  • Yemek yedikten sonra ağır hareketler veya banyo yapmamalıyız. En az 1 saat yorucu işlerden kaçınmalıyız.
  • Yemek yemeye çiğ salata ya da meyve ile başlamalıyız. 
  • Eti çok fazla tüketmemeli genellikle balık ve sebze yemeyi tercih etmeliyiz. 
  • Aşırı acı, yağlı, fazla tuzlu ve baharatlı yiyecekler tüketmemeliyiz. 
  • Et ve süt ürünlerini çiğ olarak yememeliyiz.
  • Asitli, kafeinli içeceklerden mümkünse uzak durmalıyız.
  • Yemeğimizi yerken veya yemek yedikten sonra aşırı derecede su tüketmemeliyiz. 
  • Yedikten sonra 15-20 dk dinlenmeliyiz.
  • Vücuda alınan gıdaların temiz olmasına dikkat etmeliyiz. 
  • Yemeklerden önce ve sonra mutlaka ellerimizi yıkamalıyız. 
  • Çürük ve bozulmuş gıdalara dikkat etmeliyiz. Çünkü birçok hastalık su ve besinler yoluyla bulaşır. Tifo, dizanteri, ishal, kabızlık, kolera, ülser ve sarılık sindirim sisteminin sağlığının bozulduğu hastalıklardır.
  • Beslenme saatleri düzenli olmalı yani hep aynı saatlerde yemek yemeye özen gösterilmelidir.
  • Etler iyi pişirilmeden yenmemeli, yemekler aşırı tuzlu olmamalı, lifli gıdalar tercih edilmelidir.
  • Sağlıklı ve dengeli beslenmeliyiz; protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve suyu ihtiyacımızı karşılayacak oranda ve birlikte almalıyız.
  • Alkollü içkilerden uzak durulmalıdır. Alkol vücudun en büyük düşmanıdır.
  • İçerisinde kimyasal maddeler içeren içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu, maden suyu, boza, şalgam suyu, ayran, meyan şerbeti vb. içecekleri içmeliyiz.
  • Düzenli spor yapmalıyız. Bağırsakların çalışması için spor çok önemlidir. Spor yaparak hem fit kalır hem de sindirim sistemimizi rahatlatırız.
  • Tüm hastalıkların başı olan sigaradan mutlak suretle uzak durmalıyız.
  • Elma, armut, şeftali, salatalık gibi posalı yiyecekleri bolca tüketmeli meyvelerin kabuğunu soymamalıyız.
  • Kepek oranı buğdaydaki doğal kepek oranıyla aynı olan kepekli ekmeği beyaz ekmeğe tercih etmeliyiz.  Ancak ekmekteki kepeğin fazla olmamasını dikkat etmeliyiz çünkü fazla kepek bağırsaktaki demir emilimini azalttığı için bir süre sonra kansızlığa neden olabilir.
  • Yemek yedikten 45 dk kadar geçmesini bekledikten sonra çayımızı içmeliyiz.
  • Yemeklerde kullanacağımız yağda çok önemlidir. Mümkünse zeytinyağı, tereyağı, ayçiçek yağı gibi doğal yağları tercih etmeliyiz.
  • Stres ve sıkıntılardan uzak durmalıyız. Çünkü stres midede fazla asidin salgılanmasına neden olur bu yüzden bizi mutlu edecek aktiviteler bularak stressiz bir yaşam sağlamalıyız.
  • Sindirim sistemine yardımcı olmak ve kabızlığı önlemek için yemek aralarında bol bol su içmeliyiz. Günde 2-2,5 lt su içmek iyi bir sindirim sistemine sahip olmanıza fayda sağlayacaktır.
  • Hastalıklara yakalanır yakalanmaz gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmalıyız.
  • Yediğimiz yiyeceklerde probiyotiklere (yoğurt gibi) yer vermeliyiz Probiyotikler bağışıklığımızı güçlendirir ve  besin emilimine yardımcı olur.

SİNDİRİM SİSTEMİ RAHATSIZLIKLARI

Reflü, mide üst kapağındaki yetmezlik sonucunda asitli mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşan tahribattır.

Gastrit, mide mukozasında ani gelişen (akut) veya süreğen (kronik) olan enfeksiyonlardır. Gastritin birçok sebebi olabilir. Bakteriler, virüsler, asit ve alkali kimyasallar, alkol, sigara ve ilaçlar bunlardan bazılarıdır. Gastrit tedavi edilmezse kansızlık (pernisiyöz anemi), mide ülseri ve kanama ortaya çıkabilir. Yediğimiz baharatlı bir yiyecek, alkol veya bozuk gıdalar gastrite yol açabilir.

Ülser, mide ve onikiparmak bağırsağının mukozasındaki yara oluşması durumudur. Oluşumunda en önemli faktörler asit salgısının artması, 
Helicobacterpylori bakterisinin neden olduğu enfeksiyon, çok yaygın kullanılan ilaçlar ile aspirin, genetik faktörler ve strestir.

Kabızlık, Bağırsak hareketlerinin yetersiz olması ortaya çıkan dışkılama güçlüğü, olarak adlandırılır. Kabızlığı önlemenin en kolay ve etkili yöntemi bol su içmek ve lifli gıdalarla beslenmektir.

İshal, aşırı sulu ve sık dışkılama olarak tanımlanır. Su kaybının yerine konulamaması durumunda özellikle çocuklarda ölüme yol açabilir. İshalin tedavisinde öncelikle mikrobik bir hastalık söz konusu ise antibiyotik kullanılarak enfeksiyon önlenmeli ve bol su içilmelidir. Çocuklarda ishal durumunda kaybedilen su ve elektrolitlerin yerine konması için hazır olarak bulunabilen rehidrasyon içeceği verilir. Rehidrasyon içeceği 1 L suyun içinde yaklaşık yarım kaşık tuz ile 8 kaşık şeker oranının karışımından oluşmaktadır.

Hemoroid (Basur): Çeşitli evrelerde gözüken ve makattan kan gelmesi ve şişlik gibi belirtileri ile tespit edilen bir hastalıktır. Hemoroid hastalığının nedeninin tam olarak bilinmemekle birlikte hastalarda ailesel yatkınlığın, sürekli kabızlık sorunu olanların, baharatlı ve posasız yiyecekler tüketen kişilerin yanı sıra dışkılama alışkanlığında yapılan yanlışların da hastalık riskini artırdığı bilinmektedir.
Hemoroid'in belirtileri; Makattan kanama, ağrılı dışkılama, makatta şişlikler (meme) oluşması, makatta kaşıntı ve bazen akıntı.
Makatta ağrı, şişlik ve özellikle dışkılama sırasında kanama gibi şikayetlerden herhangi birisi mevcutsa mutlaka bir doktor uzmanına tedavi ettirilmelidir.




Devrim Sarısoy





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder