16 Mayıs 2018 Çarşamba

ÇİZİMLERİYLE GAMZE GÖK


Ben Gamze Gök küçüklüğümden beri resim çizmeyi severim...Resim çizmek çoğu zaman kafamı bulandıran çamuru yatıştırır, bazen de hayallerimin minik somut parçası olur. Benim için resim çizmenin bir vakti yok; o yüzden her an bir minik kağıda, kitabın boşluklarına, arka kapağına, tozlanmış bir araba camına.....O yüzden resim çizebiliyorum demekten öte küçük karalamalar diyelim.......



















HER İNSAN YAŞAMA HAKKINA SAHİPTİR!
İnsan hakları;’’ Uygar düzende, soy ve cinsiyet ayrımı olmaksızın insanın doğuştan var olduğu kabul edilen ve devlet karşısında korunması gereken hakları.’’ diye tanımlayabiliriz.
   İnsan haklarının tarihsel gelişimi hakkında bir takım bilgi vermek gerekirse; II. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyadaki devletler bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948'de hazırlandı ve 10 Aralık 1948'de Genel Kurulun Paris'te yapılan oturumunda kabul edildi. İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin kabul edildiği gün olan 10 Aralık 1948'den bu yana her 10 Aralık'ta kutlanan gündür. İnsan haklarının oluşturulmasının amacını ise  Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun  "Bizler çoğu kez insan hakları üzerine konuşuyoruz. Ama aynı zamanda insanların hakları üzerine de konuşmalıyız. Diğerleri lüks otomobillere binebilsin diye neden bazı insanlar çıplak ayaklarıyla yürümek zorunda? Diğerleri 70 yıl yaşasın diye neden bazı insanlar 35 yıl yaşamak zorunda? Diğerleri müthiş derecede zengin olsun diye neden bazıları berbat bir şekilde yoksul olmak zorunda? Ben, bir parça ekmeğe bile sahip olamayan dünya çocuklarının adına konuşuyorum." sözleriyle başlamak istiyorum.
    İnsan hakları; tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmasıdır. Herkes, cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, tabiiyet, düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zenginlik gibi fark olmaksızın kanun karşısında eşit olması değil midir? ‘’Tüm insanların’’ diye hitap edildiği bu haklar tüm dünyaya verildi. Fakat dünyanın her bir farklı noktasında yaşanan facialar ve savaşlar insan haklarının hiçe sayıldığının bir kanıtıdır.   İnsan haklarının en önemli maddesi olan ‘’ Her insan yaşama hakkına sahiptir.’’ Bu maddeyi en önemli kılan şey ise insanın yaşamama durumunda; Kişi dokunulmazlığı, Kişi hürriyeti ve güvenliği, Özel hayatın gizliliği ve korunması, Yerleşme ve seyahat hürriyeti, Din ve vicdan hürriyeti ve Düşünce ve kanaat hürriyeti gibi diğer önemli haklardan bahsedilemez. Şayet; bireyin yaşama hakkı elinden alındığında kişinin zaten diğer haklarını yok ederiz; çünkü ortada hak sahibi olan şahıs yok edilmiştir. İnsanların yaşama hakkının hiçe sayıldığı en büyük olaylar savaşlarda yaşanmaktadır. Ve ben bunu Mustafa Kemal Atatürk’ün ;’’ Ulusun yaşamı tehlike ile karşı karşıya kalmadıkça, savaş bir cinayettir.’’ sözleriyle bir parantez açıyorum; 2017’ye girmeye hazırlanıyoruz ve sıcak evlerimizde katledilen çocukları izliyoruz sinema izler gibi, bir çocuk babasının ölü bedenine sarılıp ağlıyor, bir çocuk bombalanmış bir evin enkazında can vermiş, başka bir çocuk kan ağlıyor. Ve insan haklarını savunanlar; sadece izliyoruz… Dünyanın başka coğrafyalarında yıl başının planları yapılıyor, noel babanın hangi oyuncağı getireceği hakkında hayal kuruluyor. Peki bunu savaşta ölen çocuklar için soruyorum; Nerede eşitlik? Her çocuğun; barınma, sağlık hizmetlerinden yararlanma, düşüncelerini söyleyebilme ve eğitim görme hakkına sahip ise kanlar içinde ağlayan çocuğun sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı; evi bombalanan çocuğun barınma hakkı; okulu yerle bir edilen çocuğun eğitim görme hakkının olmadığı bir coğrafyada düşünce özgürlüğü hakkından bahsedilebilir mi? . Her bir insan gibi her bir insan hakkı son derece önem arz eder. İnsan hakları bir duvardır ve duvarı oluşturan her bir tuğla insan haklarından birini temsil eder. Ola ki; en dipten bir tuğla çekildiğinde duvar; yıkılır hatta her bir tuğla parçası paramparça olur ve ortaya sadece bir enkaz yığınından başka bir şey kalmaz. İnsan hakları duvarının her bir eşit tuğlası birbiriyle bağlantılıdır; bu duvarın temelini oluşturan ve duvarın çökmemesini sağlayan hak’’ Yaşama hakkıdır.’’ Temeli oluşturan tuğlalardan diğerleri sağlıklı olma ve eğitim görme hakkıdır. Yaşama ve sağlıklı olma hakkı birbiri ile paralel iken eğitim hakkının yokluğunda diğer tuğlalar inşa edilemez çünkü; eğitimsiz bir birey haklarının varlığından haberi yoktur. İşte bu yüzden insanın en önemli hakkı‘’ Yaşama hakkıdır!’’ Her bir insanın yaşama hakkı olduğu gibi hiçbir insanın; bir insanın yaşama hakkını elinden alma hakkına sahip değildir!

                                                                                                                      Gamze GÖK 






BENİM HAKKIMI KİM YEDİ?
     Bir mart sabahıydı. Güneş dağların arkasından bana göz kırparken mavinin üzerine serpiştirilmiş kırmızı ve sarı renk cümbüşünün eşsiz silüetini  izliyordum. Ansızın birden ortaya çıkan kara bulutlar…Fırtınalı, kara günlerin habercisiydi aslında…
    Okuldan gelir gelmez üzerimi bile çıkarmadım öğretmenimin verdiği okuma parçasını defterime yazıp bir an önce ezberleyip sınıfta en iyi okuyan olmak istiyordum. Okuldan geldiğimde üzerimi çıkarmama alışkanlığım annemi hep kızdırırdı. Annem kapı eşiğinden doğruca bana bakıyordu;‘’ Muhammed ben sana kaç kere söyleyeceğim, okuldan gelince üzerini değiştir!’’ Annemin sesindeki kızgınlık bana doğru yaklaşan ayak seslerine ritim tutturuyordu sanki. Annem yanıma geldiğinde kalbim boğazımda atıyordu. O sırada kapı eşiğinden gelen sesler bana kurtarıcımın geldiğini fısıldıyordu. Babam tüm gün yorgun argın eve geldiğinde ilk iş beni kucaklayıp, severdi. Bazen de bana sürpriz yapıp çikolata bile getirirdi. ‘’Babacığım! Yaşasın babam geldi!’’ Babamın yorgun bakışlarının parladığına  ve dudağının ucundaki kıvrılmaya bizzat şahittim. Oysa babam ben ona koştuğumda her zaman çok daha kocaman gülümserdi. İçimdeki ses ‘’Yolunda gitmeyen birşeyler var.’’diyordu.
     Sınıfta öğretmenimin verdiği metni en güzel ben okumuştum ve öğretmenimden aldığım kocaman aferin gururumu okşadı ve yüzüme kocaman bir tebessümün yayıldığını hissettim. Yerime geçtiğimde sandalyeme  sığamıyordum mutluluktan karnımda kelebekler uçuyordu. Öğretmenim ben ve sınıf arkadaşlarıma hep gülümseyerek konuşurdu ama bu sefer dudaklarındaki tebessüm kaybolmuş yerini düz bir çizgi halini bırakmıştı. ’’Evet bugünkü konumuz insan hakları, bu konu hakkında bir fikri olan var mı?’’ Kelebeklerin ömrünün kısa olduğunu biliyordum ama karnımdaki kelebeklerin bu kadar çabuk yok olacağını tahmin etmemiştim çünkü; bu sorunun cevabını bilmiyordum. Sınıfın sesiz oluşundan konuşmaya başlayan öğretmenim insan hakkının ne olduğunu ve her insanın yaşama, eğitim gibi haklarının olduğunu söyledi fakat aklıma yatmayan bir şey vardı zaten bunlar her insanın sahip olması gereken şeyler değil miydi?
  Eve geldiğimde karnımı acıktıran, beni adeta hipnotize eden nefis koku ayaklarımın benden izin almadan kendiliğinden mutfağa getirmişti.  Mutfakta enfes kokunun kaynağını ararken annemin sesiyle bir an zıpladım, arkamda annemin varlığının oluşu bana huzur vermişti.’’ Oğlum hadi git bir koşu ekmek al gel, baban gelir birazdan.’’ Annemi onaylarcasına başımı salladıktan sonra annemin verdiği parayla ekmek almaya bakkalın yolunu tuttum. Yolda yürürken önce sesini duydum sonra sarsılıp yere düştüm. İnsanlar karınca gibi bir o yana bir bu yana kaçışıyorlardı. Ne olduğunu anlamamıştım; önce panikten sonra korkudan göğüs kafesime dar geliyordu yüreğim. Evimizin üzerine düşmüştü ilk bomba… Toz toprak olmuş üzerim ve birkaç yerimdeki sıyrıklar; yanağımı ıslatan gözyaşları kadar yakmıyordu canımı. İnsanların kaçtığı yöne doğru cıyaklayarak koşuyordum.’’ Annee!’’ çığlığım bomba seslerinin arasında boşlukta yayılan ses dalgası gibiydi duyulmuyordu. En sonunda her yer karanlık olmuştu ve üzerime göçen tonlarca ağırlığındaki binanın altında kuş kadar hafiftim sanki. Sadece karanlıktı annemin sesi kulağımın dibindeydi beni avutmaya çalışıyordu…En sonunda bir ışık hüzmesinin ardındaki el çekip almıştı beni karanlıktan…
   O günden sonra hiç görmedim ne annemi ne de babamı. Dünyamı başıma yıkmışlardı; ailemi almışlardı , evimi, okulumu koca bir maloz yığınına dönüştürmüşlerdi. Koca evim ve okulum; küçücük bir vazo gibi paramparça olmuştu.  Yalnız benim kalbim paramparça değildi; benim kalbim en küçük hücrelerine kadar un ufak olmuştu. Göğsümün üstünde hissettiğim acı, küçük bedenime ağırdı. Günlerdir açım, susuzum hergün bomba sesiyle uyanıyorum ve gökyüzümü aydınlatan güneşimin tek bir ışınının içimi ısıtmasına ihtiyacım var. Oysa ben kimseye bir şey yapmamıştım; neden benden evimi ve okulumu aldılar? Evim ve okulum, onlar benim hakkımdı. Evimi ve okulumu benden alanların evi ve okulu yok muydu? Ama yine de onlar benimdi şimdi soruyorum;   ’’ Benim hakkımı kim yedi?’’

                                                                                                                                                       Gamze GÖK     


























Hiç yorum yok:

Yorum Gönder