13 Aralık 2020 Pazar

SINIFLANDIRMA ÇEŞİTLERİ VE İLKELERİ 2 (PROTİSTLER)


Hepsi ökaryot hücrelidir.
Gruptaki canlılar bir hücreli, çok hücreli, mikroskobik, makroskobik, ototrof ya da heterotrof olabilir.
Ototrof hem de heterotrof olanları vardır.
Amip ve paramesyum gibi protistalar, bakteriler ve diğer küçük canlıları yiyerek beslenir. Hayvanlardan farkı bir hücreli olmaları.
Bazıları bitkiler gibi fotosentez yaparak kendi besinini kendisi üretir. Ancak bitki gibi kök, gövde ve yaprakları yoktur.


3.PROTİSTLER

  • Hepsi ökaryot hücrelidir.
  • Gruptaki canlılar bir hücreli, çok hücreli, mikroskobik, makroskobik, ototrof ya da heterotrof olabilir.
  • Ototrof hem de heterotrof olanları vardır.
  • Amip ve paramesyum gibi protistalar, bakteriler ve diğer küçük canlıları yiyerek beslenir. Hayvanlardan farkı bir hücreli olmaları.
  • Bazıları bitkiler gibi fotosentez yaparak kendi besinini kendisi üretir. Ancak bitki gibi kök, gövde ve yaprakları yoktur.
  • Öglena ışık olduğunda fotosentez yapar. Bu yönüyle ototrof, ışık olmadığında hazır beslenir. Bu yönüyle de heteretrotur.
  • Cıvık mantarlar, ölü organizmaları ayrıştırdıklarından mantarlara benzer özellikler gösterir. Ancak mantarlarda görülen hücre duvarındaki kitin maddesi yoktur ve bu canlılar aktif bir şekilde hareket eder.
  • Hareketsiz ve hareketli olanları vardır.
  • Hareketli olan türlerin yalancı ayak, kamçı, sil gibi yapıları bulunur.
  • Üremeleri eşeysiz veya eşeyli olarak gerçekleşir.
  • Sporla çoğalabilen bazı protistler, birçok omurgalı ve omurgasız hayvanda parazit olarak yaşar ve çeşitli hastalıklara neden olur.

Örnek: çeçe sineği tarafından bulaştırılan uyku hastalığının, tatarcık sineği ile bulaştırılan şark çıbanının ve anofel cinsi sivrisineğin dişisi tarafından bulaştırılan sıtma hastalığının sebebi sporla çoğalan parazit protistlerdir.

  • Tatlı sularda yaşayanlarında kontraktil koful bulunur. 
  • Tuzlu sularda yaşayanlarda bulunmaz.
  • Nemli topraklarda, küçük su birikintilerinde, hayvanların vücut sıvılarında vb. çok farklı ortamlarda yaşar.
  • Bazı protistler tüketici olmaları ile hayvanlara benzer özellikler gösterir. Bu protistler protozoon olarak isimlendirilir. 
  • Tüm protozoonlar tek hücreli canlı organizmalar ya da ölü organik materyaller ile beslenir.
  • Bazı protistler ise üretici olmaları sebebi ile bitkilere benzer özellikler gösterir.  Bu protistler algler olarak isimlendirilir. 
  •  Algler bir hücreli ya da çok hücreli olabilen fotosentetik protistlerdir. 
  • Selülozdan oluşan hücre duvarı vardır. 
  • Glikozu nişasta formunda depo ederler. 
  • Algler yeşil dışında içerdikleri diğer renk pigmentleri sayesinde farklı renklerde (mor, kırmızı, kahverengi, sarı) görülebilir, hatta alglerin bu renkleri sınıflandırmalarında da kullanılır. 
  • Alglerin büyük bir çoğunluğu suda yaşamakta ve güneş enerjisini kullanarak organik besin üretmektedir. 
  • Tek hücreli, suda yaşayan fitoplanktonlar, hem diğer organizmalar için hem de doğal döngü için oldukça önemli canlılardır.


BİLGİ:

Plankton; suda bulunan, aktif hareket etme yeteneği olmayan, akıntı yönüne bağımlı olarak hareket edebilen canlılara verilen genel isimdir. Bu canlıları bitki, hayvan ya da bakteriler olarak sınıflandırmamız zordur. Çünkü fotosentez yapan planktonlar fitoplankton; diğer planktonları yiyerek beslenen tüketiciler zooplankton ve ayrıştırıcı olanlar bakteri planktonları olarak isimlendirilir.

BİLGİ:

Yakamoz, mikroskobik bir deniz canlısının çıkardığı ışık sonucu oluşur.Mehtap ile karıştırılır. Mehtap Ay’ın deniz yüzeyinde yansıması ile olur. Yakamozun gözlemlenebilmesi için diğer ışık kaynaklarının (güneş, ay ve şehir ışıkları) yakamoz ışıklarını bastırmaması gerekir.





BİLGİ:

Protistaların bazılarında, kendilerini korumak için hücre dışı bir yapı görülebilir.Örneğin Paramecium "terliksi hayvan" (hayvan değilidir.) pelikül (pellicle) denen bir dış zırha sahiptir. Pelikül ve diğer tip zırhlar genellikle proteinlerden oluşur.


KAMÇILILAR (MASTİGOPHORA = FLAGELLATA):




  • Kamçılılar, hayvanlar alemi ile bitkiler arasında bulunan canlıları içerir. 
  • Fotosentez yapabilenlerine Phytoflagellata.
  • Hetetrotrof beslenenlerine Zooflagellata denir, 
  • Büyük birçoğunluğu simbiyotik olarak yaşar. 
  • Genellikle geviş getiren hayvanların işkembesinde görülürler. 
  • Bazı hastalıklara neden olurlar (uyku hastalığı vs.). 
  • Bazıları serbest olarak yaşar. 
  • Çoğalmaları genellikle eşeysiz ve boyuna bölünerek gerçekleşir. 
  • Bir veya birkaç tane kamçı yardımıyla sıvı ortamlarda hareket eder. 
  • Kamçı, besinlerin yakalanmasının ve dışarıdan gelen uyartıların algılanmasında da görev yapar.
  • Kamçılılar genellikle tatlı sularda yaşar.
  • Genellikle bölünerek ürerler. 
  • Heterotrof, ototrof ve hem heterotrof hem de ototrof beslenen türleri vardır. Bazıları serbest bazıları ise koloni oluşturarak yaşar.

BİLGİ:
Kamçılılar, Flagellata ya da Mastigophora, Kamçı taşıyan anlamına gelen "Mastigophora"dan türemiş, kamçı taşıyan heterotrof tek hücreli canlılar sınıfı (bazı kaynaklara göre şubesidir.)

  • Serbest yaşayan kamçılılara Öglena viridis  (Euglena viridis) adlı canlı örnek verilebilir. 
  • Hücre çeperleri yoktur. 
  • Bir ya da iki kamçı bulundurur. 
  • Dış kısmında pelikula denilen koruyucu bir kılıf taşır. 
  • Kamçı yardımıyla aktif olarak hareket eder. 
  • Kamçısının kök kısmında göz lekesi olarak bilinen ışığa duyarlı bir yapı bulunur. 
  • Klorofil pigmenti içerdiği için kendi besinini üretebilir. 
  • Gerekli durumlarda dışarıdan hazır besin alabilir.



Koloni oluşturan kamçılılara örnek Pandorina Eudorina ve Volvox: 
Pandorina:
  • Pandorina, tatlı sularda yaşarlar.
  • 8-16-32 hücreden oluşabilen yeşil alg kolonisidir. 
  • Bu koloninin tüm hücreleri ikişer kamçılıdır. 
  • Tüm hücrelerde klorofil bulunur. 
  • Hücreler jelatinimsi bir madde içerisinde bulunur. Dıştaki hücrelerin uyumlu kamçı hareketi toplum bilinci niteliği taşır.
  • Pandorina'da hücreler arası farklılaşma yoktur. 
  • Pandorina'yı çok hücrelilerden ayıran en önemli özelliği koloniyi oluşturan hücreler arasında belli bir iş bölümü yoktur.Bunun yerine iş birliği vardır. 
  • Pandorina'dan ayrılan bir hücre yaşamsal faktörlerini devam ettirerek yeni bir koloni kurabilir. 
  • Eşeyli ve eşeysiz üreyebilir.

BİLGİ:
Tek hücreli (diyatom, chlamydomonas) , çok hücreli (ulva , ulothrix) ve koloni ( pandorina, volvox) şeklinde olan algleri kapsar.




 

Eudorina:

  • Pandorina kolonisinden biraz daha gelişmiştir.
  • Her biri Chlamydomonas reinhardtii'ye benzeyen 16, 32 veya 64 hücreden oluşur. 
  • Bu hücreler, glikoproteinlerden oluşan bir hücre dışı matris içine yerleştirilir.
  • Koloniler küresel ve hareketlidir, hareketlilik, kamçılı tek tek hücrelerden türetilmiştir. 
  • Koloniler cinsel veya aseksüel olarak üreyebilir.
  • Geliştirme sırasında, her bir Chlamydomonas benzeri hücre, plakeas oluşturmak için birkaç bölünme turuna tabi tutulur ve daha sonra ana koloniden çıkmadan önce kız kolonileri oluşturmak için ters çevrilir.

Volvox

  • Yeşil alg cinsidir. 
  • Mikroskobik canlıdır. 
  • Yaklaşık 200 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir.
  • Chlamydomanas denilen tek hücreli bir algin bölünmesi ile oluşur.Bu olay izogamiye örnektir. 
  • İş bölümü ve özelleşme;yani hücreler arası farklılaşma görülür. 
  • Koloninin dışındaki hücreler kamçı, kloroplast ve konraktil koful taşır.
  • Bu hücreler koloninin hareketinden, beslenmesinden ve korunmasından sorumludur. 
  • İç taraftaki hücreler ise kontraktil (vurgan) koful taşır. Bu hücrelerde koloninin üremesinden sorumludur.
  • Her volvoks binlerce hücrenin sıralanmasıyla oluşur, her biri Chlamydomonas'a benzeyen kamçılıdır.
  • Birbirine bağlı ve oyuk kürelerde sıralı şekilde, sonraki ve öncekinden ayrılır. 
  • Eşeysiz koloniler, üremeyen, somatik ve otçul hücreler ve üreyen gonidia içerir. 
  • Üreme boyuna bölünmeyi sağlar. 
  • Eşeyli koloniler ve somatik hücreler, ova veya spermatozoa veya ikisinin karışımını içerir. 
  • Koloninin arkasındaki bu hücreler, yeni koloniler üretir, önce kamçı ana kolonin içinde gelişir ve sonunda, ana koloni patlayarak yeni kolonileri açığa çıkarır.





BİLGİ:
İnsanlarda çeşitli hastalıkalra neden olan kamçılı türlerinden bazılar:

Örnek:  

Trypanosomagambiense (Tiripanazomagambienze)
Çeçe sineği tarafından taşınır.
Bu sineğin insanı ısırması, sinir sisteminde hasara neden olur ve ölümcül olan uyku hastalığı ortaya çıkar.

Leishmaniatropica (Leişmanyatıropica) 
Kamçılı parazit ise insandan insana kan emen tatarcık sineği tarafından taşınır. 
Güneydoğu Anadolu’da görülen ve şark çıbanı denilen hastalığa sebep olan kamçılı türüdür.

KÖK AYAKLILAR: (SARCODİNA = RHİZOPODA= YALANCI AYAKLILAR)





  • Yalancı ayaklar (pseudopod) yardımıyla hareket ederler. 
  • En iyi bilineni amiptir.
  • Amibin belirgin bir hücre şekli yoktur ve sürekli şekil değiştirir. 
  • Amipler hareket edebilmek için hücre yüzeyinden geçici sitoplazmik uzantılar çıkarır. Bu şekilde hareket ederken aynı zamanda besinlerini de yakalar. Bu hareket şekli ilk defa amiplerde görüldüğü için amipsi ya da ameboid hareket adı verilmiştir. Bu aslında sıvı ortamlarda gerçekleştirilen bir kayma hareketidir.
  • Ortam koşulları kötü ise kist oluşturabilir ve olumsuzluklardan korunmuş olur.
  • Eşeysiz ürerler. İkiye bölünerek, çoklu bölünerek ya da tomurcuklanarak.
  • Amiplerin bazı türleri, insanın ve birçok hayvanın sindirim sisteminde parazit veya kommensal olarak yaşar.(Parazit yaşam tarzında türlerden biri diğerinden fayda sağlar. Ancak diğer tür bu etkileşimden zarar görür.Komensal yaşam tarzında ise türlerden biri, bu ortak yaşam birliğinden fayda sağlarken diğeri, herhangi bir zarar ya da fayda görmez. )
Örnek:
Entamoebahistolytica (Entamoebahistolitika) insan kalın bağırsağında parazit olarak yaşayan ve amipli dizanteriye sebep olan kök ayaklı bir canlıdır. 
Entamoebagingivalis (Entamoebagingivalis) ise insanların ağız boşluğunda komensal olarak yaşayan zararsız bir türdür.



SİLLİLER ( CİLLİATA = KİRPİKLİLER) 



  • Tek hücreli protistler içinde en gelişmiş organizasyona sahip olan canlılardır. 
  • Bazıları gözle görülebilecek kadar büyüktür.
  • Tatlı ve tuzlu sularda yaşayan türleri vardır. 
  • Siller hücre yüzeyini çevreler; hareketi, dış çevreden gelen uyarılara uygun tepkilerin verilmesini ve beslenmeyi sağlar. 
  • Sillilerin en bilinen örneği, Paramecium (Terliksi hayvan) ve Vorticella ( Çan hayvanı.
  • Eşeysiz ve eşeyli olarak üreyebilir. 
  • Eşeysiz üremeleri genellikle ikiye bölünerek gerçekleşir. 
  • Eşeyli üremede ise iki terliksi hayvan arasında oluşan sitoplazmik köprü yardımıyla karşılıklı genetik madde değişimi görülür. Bu olaya konjugasyon denir.
  • Silli canlıların hücrelerinin dış yüzeyinde pelikula adı verilen koruyucu bir kılıf bulunur. 
  • Sillerin arasında trikosist bulunur, yakıcı bir madde salgılayarak canlının düşmanına karşı kendini savunmasını sağlar.
  • Sillilerin hücrelerinde biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki çekirdek bulunur.
  • Büyük çekirdek, hücre metabolizması ve eşeysiz üremeyi düzenler 
  • Küçük çekirdek, eşeyli üremeden sorumludur.
  • Heterotrof (Tüketici) olarak beslenir. 
  • Ağız bölgesi yardımıyla fagositozla aldığı besini besin kofulunda sindirir.
  • Atık maddeleri ise hücre anüsünden (sitopig) atılır.
  • Kontraktil koful osmotik dengeyi sağlar.
(Tatlı sularda yaşayan türlerinde hücre içine giren fazla su, kontraktil kofulların enerji (ATP) harcayarak kasılıp gevşemesi sonucu hücre dışına atılır. Böylece bu kofullar hücre içindeki osmotik dengeyi sağlamış olur. Çift kontraktil koful çalışarak yarım saat içinde hücre hacmi kadar suyu vücuttan atabilir.)



SPORLULAR: (SPOROZOA)

  • Spor adı verilen yapılar yardımıyla üredikleri için bu isim verilmiştir. 
  • Bu grubun en bilinen örneği sıtma hastalığının etkeni olan Plazmodiummalariadır (Pılazmodiyum malarya)
  • Hareket organelleri olmadığı için pasif olarak hareket ederler.( Amipsi hareket veya kayma hareketi)
  • Sporlular hücre içi paraziti olarak yaşar. Omurgasız ve omurgalı hayvanların hücreleri içinde ya da hücreleri arasında parazit olarak yaşamını sürdürür.
  • Üremeleri, eşeysiz üremenin eşeyli üremeyi takip ettiği iki aşamada gerçekleşir.
(Hayat döngüleri eşeysiz ve eşeyli döllerin ve aracı konakların değişimini kapsar.)
  • Plasmodium cinsi türleri Anopheles  cinsi sivrisineklerin dişisince taşınır.
Dört türü en güzel örnektir;
Plasmodium vivax
Plasmodium malaria
Plasmodium ovale
Plasmodium falciparum 





ALGLER:
  • Algler de bitki hücreleri gibi fotosentez yapar ve hücre çeperine sahiptir. 
  • Alglerin karasal hem de sucul ortamlarda yaşayan türleri vardır. 
  • Dünyada üretilen serbest oksijenin çok büyük bir kısmı algler tarafından üretilir. 
  • Bir hücreli olabildikleri gibi çok hücreli olanları da vardır. 
  • Plastitlerinde değişik renklerde pigment maddeleri bulunur. 
  • Algler; taşıdıkları pigmentlere göre yeşil, kahverengi, altın sarısı ve kırmızı algler olarak sınıflandırılır.
  • Bazı algler, mikroskobik olmasına rağmen bazıları da metrelerce boya sahiptir.


Yeşil  alglerin mikroskobik görüntüsü – Esmer alg – Altın sarısı alg – Kırmızı algin mikroskobik görüntüsü



Algler 
  • Geneli tek hücreli olan algler koloni oluşturabilir. 
  • Algler klorofil içerip ışığı kullandıkları ve fotosentez yaptıkları için bitki benzeri protistalardır. 
  • Yeryüzündeki besin ve atmosfer ve sulardaki oksijenin oldukça büyük bir kısmı algler tarafından üretilir.
Bir Hücreli Algler 
  • Monera âlemindeki mavi-yeşil alglerden zarlı bir çekirdek ve organel taşımasıyla ayrılırlar. 
  • Kloroplast taşıyan bir hücreli algler ototrof beslenir. 
  • Nemli ortamlarda ve sularda yaşayan tek hücreli alglere (su yosunlarına) verilebilecek örnekler Diatom’lar ve
Chlamydomonas’lardır.
Diatom’lar:
  • Fitoplankton olarak bilinirler ve silisyumlu bir çeşit dış kabuğa sahiptirler. 
  • Tatlı su ve denizlerde sayıları çoktur. 
  • Diatomlar diş macunu, tuğla, süzgeç yapımında kullanılan canlılardır.

Dinoflagellatlar:
  • Pyrophyta adlı grupta yer alan dinoflagellatlar ateş rengi alglerdir. 
  • Kamçıya benzer 2 adet flagellum ile hareket eder. 
  • Çoğu denizlerde, okyanuslarda, birazı da tatlı sularda yaşar. 
  • Tek hücreli olsalar da ototrof olduklarından büyük deniz canlılarının besinini oluştururlar. 
  • Denizlerde yaşayan çoğu dinoflagellatsölenterelerle ve istiridyelerle birlikte simbiyoz yaşar. 
  • Koloni şeklinde de yaşayabilen dinoflagellatların ilginç bir özelliği de genellikle bir rahatsız ya da tehlikesezdiklerinde parlak yeşil-mavi ışık üretmeleridir. 
  • Denizlerde yakamoz da denilen ışıltının sebebi olan bu olayın bilimsel adı biyoluminescent’tir. Bünyelerindeki lusiferaz enzimiyle enerji kimyasal bir yolla ışığa dönüştürülür.
  • Dinoflagellatlarda yeşil renk veren klorofiller kırmızı renkli pigmentlerle maskelenmiş durumdadır. Bu nedenle sayıları çok arttığında suyun rengi kırmızıya dönüşebilir. Renk değişimiyle belirgin olan bu olay “Red Tide” olarak adlandırılır. Red Tide ya da kızıl bölge sırasında sayıları milyonları bulan dinoflagellatlar balıkların gaz değişimi görevi yapan solungaçlarını tıkar ya da bu kadar çok sayıdaki fitoplanktonların çürümesi ile sudaki oksijen azalarak binlerce balık ölür.
Not: Biyoluminescent denilen biyolojik ışıma tatlı sulardaki dinoflagellatlar tarafından da gerçekleştirilebilir.

Çok Hücreli Algler 
  • Tatlı su ya da denizlerde yaşayan çeşitli türleri bulunur. 
  • Klorofile sahip olduklarından fotosentezle besin üretirler. 
  • Yaşam döngülerinde eşeysiz ve eşeyli üremenin ard arda birbirini takip eder. 
  • Çok hücreli olsalar da bu tip alglerde gerçek anlamda kök, yaprak, gövde, iletim demeti gibi dokular farklılaşmamıştır. 
  • Çok hücreli algler gözenek (stoma) taşımaz. 
  • Dıştan saran kütiküla tabakası ya yoktur ya da oldukça incedir. 
Ulotrix, Ulva, Pandorina ve Sargassum gibi algler çok hücreli alglere örnek verilebilir.

İçerdikleri pigmentlere göre algler ayrıca 4 gruba ayrılır:
1.Yeşil Algler (Chlorophyta):
  • Bir hücreli yeşil alglerden başka çok hücreli olan üyeleri de bulunur. 
  • Büyük çoğunluğu tatlı sularda, birazı denizlerde yaşasa da bu grupta nemli topraklarda ya da kurak ortamlarda yaşayan türler de görülebilir. 
  • Yapılarında renk verici pigment olarak klorofil a, klorofil b ve farklı renkler verebilen karotenoidler bulunur.
  • Fotosentez ürününü (glikoz şekeri) nişastaya veya yağlara çevrilerek depolanır. 
  • Ulva (deniz marulu) tanınmış ve gıda olarak tüketilen bir yeşil alg türüdür. 
  • Deniz marulu Asya ülkelerinde doğal ortamından toplandığı gibi özel olarak üretilerek de besin amaçlı kullanılır. 
  • Sığ suları seven, boyu 45 cm’ye genişliği ise 30 cm’ye kadar ulaşabilen deniz marullarının bazı türleri derin
okyanuslarda da yaşar.

Kırmızı Algler: (Rhodophyta):
  • Denizdeki alglerin çoğu bu grupta yer alır. 
  • Klorofil a’dan başka fikobilin adlı kırmızı pigmentler bulundurur. 
  • Bu alglerin gövde kısmı jelatinimsi bir medde ile sarılı durumdadır. 
  • Fotosentez ürünü nişastaya benzer bir madde olan “floridean” olarak depolanır. 
  • Hareket yetenekleri yoktur. 
  • Yaprağa benzeyen tallus adlı farklılaşmalar görülür. 
  • Kırmızı algler denizlerde dalgaları keser ve suda yaşayan canlılar için korunaklı bir ortam sağlar. 
  • Hücre duvarındaki jelleşen maddelerin ayrıştırılmasıyla gıda katkıları elde edilir. 
  • Bu katkılar mayonez, puding, çorba gibi gıdaların üretiminde kıvam artırıcı olarak kullanılır.

Kahverengi Algler (Phaeophyta):
  • Klorofil a, klorofil c ve fukoksantin adlı pigmentler taşıyan esmer renkli deniz algleridir. 
  • Boyları 30 m’ye kadar ulaşabilir. 
  • Denizde yaşayan çoğu canlıya yaşama, beslenme ve saklanma alanı sağlar. 
  • Çoğu denizde yaşar. Soğuk ya da ılıman sular, kayalık sahiller de yaşama ortamı olabilir. 
  • Fotosentezle üretilen glikoz “laminarin” adlı bir moleküle çevrilerek depolanır. 
  • Vücutlarında belirgin farklılaşma görülse de doku düzeyinde değildir. 
  • Hareketli hücrelere sahiptir. 
  • Besin değerleri yüksektir. 
  • Laminaria adlı bir esmer deniz algi çorba yapımı için kullanılır.

Not: Fotosentez ürünü laminarinden başka yağ hatta manitol ve algin adlı maddeler şeklinde de depolanabilir.

Altın Sarısı Algler (Chrysophyta):
  • Sarı- kahverengi ya da sarı-yeşil renkli olabilirler.
  • Bulundurdukları pigmentler klorofil a, klorofil c ve fukoksantin’dir.
  • Alglerin kullanım alanları gıda ile sınırlı değildir. 
  • Gübre, yem, su arıtımı, kâğıt, boya, tekstil, ilaç ve kozmetik sanayisinde de çeşitli algler kullanılır.




CIVIK MANTARLAR: ( GYMNOMYCOTA)
  • İpliksi yapıda ve belirgin bir hücre şeklinden yoksun olan canlı grubudur. 
  • Cıvık mantarların mantarlardan ayrılan özellikleri; 
Sitoplazmasında genellikle çok sayıda çekirdeğe sahip olması 
Ameboid (amipsi hareket) hareket etmesi 
Fagositoz yaparak beslenmeleri
Hücre çeperi yoktur. Protoplazma yalnız hücre zarı ile çevrili. 
(Spor hücrelerinin zarın dışında gerçek mantarlar gibi hücre çeperi bulunur.)
  • Cıvık mantarlar nemli bölgelerde yaşar, eşeyli veya eşeysiz olarak çoğalabilir.
  • Ayrıştırıcı olarak beslenebilen canlılardır. 
  • Cıvık mantarlar; patates, buğday ve kavun gibi bitkilerde parazit olarak yaşadıkları için önemli ekonomik kayıplara neden olur.


BİLGİ:

Cıvık mantarlar üç sınıfta incelenir:

1.Hücresel Cıvık Mantarlar ( Acrasiomycetes):

Yaprak döken ağaç ormanlarında döküntünün oluşturduğu humuslu üst tabakada yaşarlar.

Hücrelerinde kamçı yoktur.

Sporlarının hücre çeperinde selüloz vardır.

Spor hücreleri bir kılıfla çevrili değildir. Mukus damlası içinde bulunur.

Sporlar çimlenerek amip benzeri hücreler oluşur.

Bu hücreler bir arada toplanır göç edebilen yapı oluşur.(sporofor)

Sporoforun gelişimi ile yeniden spor oluşturabilecek mantar oluşur

 

2.Mikroskobik Cıvık Mantarlar ( Protosteliomycetes):

Dünyanın hemen her yerinde yaşarlar.

Mikroskobik canlılardır.

Nemli ya da kuru ortamalarda yaşarlar.

Oldukça basit yapılı mantarlardır.

Spor hücrelerinin gelişmesiyle amip benzeri hücreler oluşur.

Çevresindeki maya ya da bakterilerle beslenirler.

Eşeysiz çoğalırlar.

 

 

3. Gerçek Cıvık Mantarlar ( Myxcomycetes):

İncelenmiş 450 kadar türü var

Çok geniş alanlara yayılmışlar.

Çok çeşitli ortamlara adepte olarak yaşam süren türleri vardır.

( Çöl toprakalarında ve çok yağış alan bölge topraklarında bulunmuş türleri vardır.)

Daha çok nemli ortamalarda ve organik maddelerin üzerinde yaşarlar.

Sürünücü özellik taşıyan, serbest yaşayan, hücre çeperi bulundurmayan, birden çok çekirdek bulunduran hücreleri Plasmodium’a benzer.

 

 




 

NOT:

Protistlerin sınıflandırılması henüz değişkendir.

Yeni sınıflandırmalar, ince yapı, biyokimyasal ve genetik özellikler üzerinden giderek, tek soylu gruplar ortaya koymaya çalışmaktadırlar.

Ancak, bir bütün olarak protistler kısmi soylu bir grup olduğu için, bahsi geçen yeni sınıflandırmalarda âlem taksonu ya bölünmekte ya da hepten bir kenara bırakılmaktadır ve

Protist grupları ökaryotların ayrı ayrı soyları olarak değerlendirilmektedir.

2005 yılında ortaya konulmuş son şemada, şube, sınıf vb. sınıflandırma basamaklarına yer verilmemektedir.

Günümüzde şube olarak değerlendirilebilen ve resmen tanınmış kimi protist grupları aşağıdaki listede sunulmuştur.

Ancak, sınıflandırmaların değişkenliği nedeniyle, pek çok başka şube de Protista ile ilişkilendirilebilmektedir.


Alem : Protista

Şube : Amoebozoa

Şube : Choanozoa

Şube : Rhodophyta - kırmızı algler


Alveolata (üst grup)

Şube : Apicomplexa

Şube : Ciliophora - siliyalılar

Şube : Dinoflagellata

 

Chromista (üst grup)

Şube : Cryptophyta

Şube : Haptophyta

Şube : Heterokontophyta

 

Excavata (üst grup)

Şube : Euglenozoa

Şube : Metamonada

Şube : Percolozoa

 

Rhizaria (üst grup)

Şube : Cercozoa

Şube : Foraminifera

Şube : Radiolaria

 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder